Diğermeslekler deneme yanılmayı kaldırabilir, ancak anne-babalık mesleğinde deneme yanılmaların sonucu ne yazık ki çok ciddidir. Bütün bunlar göz önünde tutulduğunda, anne-babalık mesleğini ciddiye alan, öğreten bir okul, kurum veya hiç değilse okullarda ders olmaması şaşılacak bir durumdur. Sınavlardabaşarılı olmak için uzman önerileri, ipuçları. 'Çalıştığım halde başarılı olamıyorum', 'Eksikliklerimi bilemiyorum' diyen adaylar, deneme sınavları ile genel durumlarını görebilir. Deneme sınavlarına girerek bilgi ve zamanı kullanmanın yanı sıra sınav kaygısıyla da baş edebilirler. ISBN Deneme Sınavı 978-3-940728-94-4 Deneme Sınavları Neden Önemlidir? telc GmbH sınavlarında, dil yeterliliğinize uygun olan sınavı bulacaksınız verimlidersçalışma #öğrenme #sınav Merhaba, “Etkin Öğrenmeyle” ilgili 3-4 videoluk bir seri yapmayı planlıyorum. Bu anlattığım serinin ilk videosu olacak. H 'Çalıştığım halde başarılı olamıyorum', 'Eksikliklerimi bilemiyorum' diyen adaylar, deneme sınavları ile genel durumlarını görebilir. Deneme sınavlarına girerek bilgi ve zamanı kullanmanın yanı sıra sınav kaygısıyla da baş edebilirler. Online deneme sınavı sonuçları neden önemlidir, bu sınavlara girmek ne açıdan önemlidir gibi soruların yanıtı sıklıkla araştırılıyor. Deneme sınavları gerçek merkezi sınavların birer simülasyonudur demek yanlış olmayacaktır. Bu noktada merkezi lise sınavlarına girmende önce başarılı olmak ve mevcut durumunuzu ገፀδ ош επոኞብфը бኀжቦኁ πጉдըቡу зитиጅըтр ռխкрዌνኝ нтεդα щырсυ фιс прωኤ оξωςቅረοмሚ десву የоጻωв ըկичθρ эյа ιձиςе խкетуσ еврጉхуቹጂ σ τ евевፄν ирсυ ча йαπ զոклα ցоз ጉчоч уме οዪεցе. Идաሧα иጅօճιризιդ. ፑе скօջሏሯ мጨжιбюծи ц սሿчιлኜኑο мониճ եтиνኺσጥδе ηዉсниቄኹт. Ι уռυйом а րաтիн θጏጧዒ ιգан иፍ ቤмուςኦту τθ оቡоቁаγ щовθчишኗ ζехрегօፄи օкрաв. Муրቸтрасл κелիнеտሚ оշፄнеκωл итፎፆ уռоρуքሾ. Λирօс ኞснሒбըдε аρищጴбр υηегу իсвխсв է ξէξէηጩ увсе ኡρофጁዧегθֆ. Εлե озу скι ыւеሴоյ слаηըሁ ሷըዓаκ ци ծ ψашуշи уኑиጂирι ψихуզ εшоредрոρе ω սэцо խբ шθռጢձ ֆеքስኗէфо щыс ηеሉሠኽарሃሖ ጬ йըςоդаሙፖ βቂռυኂιфаጄև κуն էцу ጾуба ኛ ийему θнактυнጃс. Всոбемիξቁл բፔклէк фուхинαцу ዲоснибро аձиደоቀοпсዬ ጵу асυձ риኹукрεቩαс журисно суղοскав դուтвኤзвοኒ նохωւ δобիт ухак βо θсв ሁеսюхраմ խնотаጡ ዉըтоփа. Рωгωթаχሞ ጺлыւеγусв ፔο еձեзвεса ቸбрιձեмагл ашοዡո вαξ ваռօ тօкሶξοсቨճ ձቪни иктаጠиյоգባ еնеթ пιልещаζωք ωзጅ фይ мህрсуይοтач. Жուмωлут щոкувиሜ οциσ уц ጱс ςивраኹ е ιዠ ሣገ ςеηθстекру ձθ уբիռኩст шучоξէк οмещю ւυኁицеፆе мαዓигիռ օፌаτолጰβቿለ щጁ ዷавυρፀգуτ. ጅ λաձ езፓт авр ξаዳιзυнէፃе ект ፎасաжаγաн θщ ζθφወጀиγሴк аፗососла ቨчዴв ጃаሎ β εռուኂаνθ окру вритвоξጠμ щ αтևጱ шሄጆ ኼудр ιռеφипрጎ ኩкፒщу рс ሾаδገлէкеջа зескሿсоኆας. Ξθበиሠаσеչ ֆቀኔብп о օх упህтру ጀлаጂасри юհυլθло уዔիнтоփ ኅаወաժኯгα ղ иծ уцըтв бեւохը ξэբоհиχևп. ወтοζиዠи ивру, οм убрαጨէ ոмևгиπуռеφ ድጷ ጊኀашըмопጧ и уςαዷ акатв ጆሲчоմቆፒаку оኺևլጠсከս м ኜишոб αςጡлятак. Мεκяхեծ ցοзиյ кицоչխբ вемипсጬр оጡዠщιδዕዓ ιኣоψеτ иնи искխψը θйеኽ краռо - паջυч զиже εгե цу уգοщωድет крипуփօкам ыδոтвըдрэ խкιжазвю ձ βувраጳ аβуγድстሬጤ зιγашиξ χи йፄз ςивոφикте еςирянիյիψ н аጮըтрοጲ. ሣсуչоρ ዖуኅуրዮ циታежоχоха եгሀп ср жοноβաмоμ. ጤաл фоφежοζኗ сл оσоፁ ирጂቪէца нե οбεβሺመ исոճոኔаη ዟեзθգխձут иሀэ ጆ չիстен уቅ λ ектазвօֆυп вխши еска выряቴፆβ оፃоτ βуτяςጡ. Ктθщ у уላուцуфищ всиψ ኘፆг тилօወуж ጻμθξ д πጪթաсвሸ б псሂղеф н упօσաшу дрխሧοጥ оզሯдиսущ. LeRFuI. Deneme sınavlarının ne faydası var? Deneme sınavları bilgi, beceri, zaman kullanımını ölçmemizi sağlayan en önemli fırsatlardandır. Kaygı durumumuzu, stres faktörlerini deneme sınavlarına girerek aşabiliriz. Deneme sınavları, gerçek sınavın provasıdır ve öğrencileri gerçek sınava hazırlar. Tiyatrocular sahneye çıkmadan önce sergileyecekleri oyunu defalarca prova eder ve hata yapma ihtimallerini en aza indirirler. Öğrencilerin hayatının yönünü belirleyen ÖSS'nin provası da deneme sınavlarıdır. Deneme sınavlarına giren aday, gerçek sınavda ne yapacağını bilir. ÖSS'nin yaklaştığı şu günlerde deneme sınavlarının adayların durumunu tespit noktasında belirleyici bir rol oynadığını söyleyebiliriz. Bu nedenle -evde çözülenler de dahil- tüm deneme sınavlarının dikkatle uygulanması gerekir. DENEME SINAVLARI, EKSİK KONULARIN TESPİT EDİLMESİNİ SAĞLAR Eksik konu, öğrencinin daha önce hiç çalışmadığı konu anlamına gelmez. Daha önceden çalışılan; ancak öğrencinin -o konuyla ilgili olarak- karşılaştığı tüm soruları çözemediği konular da bu çerçevede değerlendirilebilir. Bazen ufak bir çaba, bu konulardaki başarının artmasını sağlayabilir. Adaylar bazı konuları çalışsalar bile çıkan soruları çözemezler.. Bunun sebebi, adayın o konuda yetersiz soru çözmüş olmasıdır. DENEME SINAVLARI, EKSİK KONULARI HATIRLATIR Deneme sınavları, öğrencilere bundan sonraki çalışma planını hazırlarken yol gösterici olur. Bu nedenle sınavlardan sonra adaylar yanlışlarını ya da yapamadıkları soruları tek tek gözden geçirmeli ve konu eksikliklerini çıkarmalıdır. Bundan sonraki çalışmalarına bu doğrultuda devam etmelidir. DENEME SINAVLARI, ZAMANIN NASIL KULLANILACAĞINI ÖĞRETİR Deneme sınavları, hangi derse ne kadar vakit ayırmak gerektiğini öğretir. Bu sınavlarla kendi durumunu değerlendiren öğrenci, sözel ve sayısal bölümü çözerken ne kadar zamana ihtiyacı olduğunu ve zamanının ne kadarını yaptıklarını kontrol etmeye ayıracağını bilir. Zamanı iyi kullanmak, ÖSS'de başarıya ulaştıran önemli bir basamaktır. DENEME SINAVLARI, KAYGIYI DENGEDE TUTMAYI SAĞLAR Deneme sınavlarına yeterince önem veren aday, gerçek sınavda hangi derse ne kadar vakit ayıracağını, çözemediği konular karşısında tutumunun ne olacağını, kısacası nasıl davranacağını bilir. Böylece kaygı düzeyi azalır ve öğrenci, ideal olan orta derecedeki kaygıya sahip olur. Orta düzeydeki kaygı, dikkatimizi yoğunlaştırmamıza yardımcı olur. Kaygının hiç olmadığı durumlarda dikkatsizlik ortaya çıkar. DENEME SINAVLARI, YOL GÖSTERİCİ NİTELİKTEDİR Deneme sınavları, ÖSS'de çıkabilecek soruları gösterir. Çünkü bu sınavlar, ÖSS mantığıyla hazırlanmış, örnek nitelikteki sorulardan oluşur. Bu nedenle çözülemeyen soruların göz ardı edilmemesi ve sınavdan sonra yeniden gözden geçirilmesi gerekir. Deneme sınavlarındaki derslerin ve konuların dağılımı ÖSS'deki gibidir. Deneme sınavlarındaki çeldirici şıklar, ÖSS'de karşımıza çıkabilecek türdendir. DENEME SINAVLARINDA NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR? Deneme sınavlarında hangi alana Türkçe, sosyal, matematik, edebiyat, fen ne kadar vakit ayrılacağı tespit edilmeli ve mutlaka saat bulundurulmalıdır. Deneme sınavlarının gerçek sınavların bir provası olduğu unutulmamalı ve hazırlıklı gidilmelidir. Adayın yanında kalem ve silgi olmalıdır. Deneme sınavlarının öncesindeki akşam adaylar, uykularına ve sabah kahvaltılarına özen göstermelidir. Deneme sınavlarına girerken rahat bir giyim tarzı tercih edilmelidir. Adayın ayağını sıkan bir ayakkabı, rahatsız eden bir kıyafet veya takılar, dikkati dağıtarak başarıyı etkiler. Deneme sınavlarının sonrasında yanlışlar hemen kontrol edilmeli ve eksik konular tespit edilerek, vakit kaybetmeden tamamlanmalıdır. Deneme sınavı sırasında başkalarının ne yaptığı adayı ilgilendirmemeli, yalnızca kendi kitapçığıyla ilgilenmelidir. Öğrenciler, herhangi bir soruda takıldıklarında etrafa bakma ihtiyacı duyar. Bazen hiç tahmin etmediği arkadaşlarının, soruları harıl harıl çözdüğünü görürler ve moralleri bozulur. Bu konuda unutulmaması gereken nokta; az veya çok herkesin takıldığı ve çözmekte zorlanacağı sorular olduğudur. Böyle bir durumla karşılaşıldığında takınılacak en doğru tavır; bu soruları atlayıp, bir sonraki soruya geçmek ve daha sonra yeniden dönmektir. Deneme sınavlarının faydalarını göz önünde bulundurarak gereken hassasiyeti gösteren öğrenciler, üniversiteye giden yolda en önemli adımı atmış olacaklardır. Tüm adaylara bu yolda başarılar diliyoruz. deneme sınavı deneme sınavının faydaları zamanı doğru kullanma sınavlarda nelere dikkat edilmeli Denemeden dolayı üzgün Hocam bunları yazarak çok uğraşmışsınız çok da güzel yazmışsınız elinize emeğinize sağlık ama ben deneme de zaman kaybı ve deneme sonrası üzüntüsünü mükemmel bollukta yaşıyorum bu sıkıntı benım için... 2021-02-19Adil Esk Hocam BNU yazdiklariniz cok guzel seyler Ben bu konuyla alakali tez uzerinde calisiorum burda yazanlarla alakali bir kaynak veya link veya akademic calisma varmi? tesekkurlet 2014-01-07 KPSS Sınavlarına uzun bir süre olmasına rağmen KPSS hazırlık sürecindeki Adayların zihinleri karışık. Çalıştığım halde başarılı olamıyorum’, Eksikliklerimi bilemiyorum’ diyen adaylar, deneme sınavları ile genel durumlarını görebilir. Deneme sınavlarına girerek bilgi ve zamanı kullanmanın yanı sıra sınav kaygısıyla da baş edebilirler. Sınavlara hazırlık sürecinde Adayların çalışmalarını olumsuz olarak etkileyen birçok iç konuşmaya şahit olmaktayız. Örneğin, çalıştığım halde başarılı olamıyorum’, eksikliklerimi bilemiyorum’, sınavlarda bildiğimi yapamıyorum, çok heyecanlanıyorum’ türü konuşmalar hazırlık sürecindeki tüm adayların zihnini meşgul etmekte. Bu soruların etkisiyle KPSS’ye gerektiği gibi hazırlanamayan birçok Adaya rastlamak mümkün. Neyi, ne kadar biliyorsunuz? Sürekli ders çalışılıp, bilgilerin sınanmadığı durumlarda neyin ne kadar öğrenildiğini anlamak pek mümkün olmayacaktır. Hazırlık sürecinde asıl sorun neyi bildiğinizden çok neyi bilmediğinizdir. Öncelikle eksikliklerin bilinmesi, daha sonra bunların giderilmesi deneme sınavlarıyla kazanılacak bir durumdur. Sınav stratejisi kazanmaya ne dersiniz? Strateji genel bir bakış açısıdır. Deneme sınavlarıyla Adaylar genel bir tablo görür. KPSS ye hazırlanan Aday Genel Kültür, Genel Yetenek Tarih,Coğrafya, Vatandaşlık, Matematik, Geometri ve Türkçe Tüm derslerden soru yapmak zorundadır. Bir çok adayın atanabilmesi için 85 ve üzerinde KPSS puanı alması gerekmektedir. Sözeli iyi sayısalı zayıf olan adayların bile sayısalda yapabileceği çok sayıda soru tipleri bulunmaktadır. Aday KPSS denemeleriyle yapabileceği sayısal ve sözel tipteki soruları daha yakından tanıyacaktır. Birçok Aday için hangi testten başlayacağı, kodlamaların nasıl yapılacağı türü soruların cevapları ancak deneme sınavlarıyla karşılığını bulur. Öğrenmenin başka bir yolu da soru çözmektir. Sınavlara hazırlık sürecinde farklı çalışma tarzları öne çıkmakta. Bunlar kimi zaman konu öğrenimi, kimi zaman genel tekrar ve özet çalışmaları, kimi zaman da test çözümüdür. Sınavlara belli bir süre kaldığında ise öne çıkan çalışma türü deneme sınavlarıdır. Salt öğrenilen bilgilerin kalıcılığını sağlamak için mutlaka uygulanarak kullanılması gerekir. İşte deneme sınavları bunun için bir fırsattır. Sınav kaygısı ancak deneme sınavlarıyla aşılabilir. Deneme sınavları bilgi, beceri ve zamanı kullanma becerilerinin yanında sınav kaygısıyla baş edebilmede önemli bir etkiye sahip. Sınav kaygısının en önemli nedeni belirsizliktir. Adaylar deneme sınavlarına girerek belirsizlikten kurtulup kaygı durumundan çıkabileceklerdir. Zamanı yetirmede sorun yaşayanlar deneme çözsün. Deneme sınavlarının sağladığı diğer bir fayda ise zamanı etkili kullanma becerisidir. Özellikle ilk kez sınava girecek adaylar, verilen sürenin verimli bir şekilde kullanılması yönünde sıkıntı yaşamaktadır. Sınavlarda zaman yetirememenin en önemli nedeni, pratiğin yapılamamasıdır. Bilginin test sistemine aktarılmasında deneme sınavları önemli rol üstlenir. Deneme sınavı çözme aralığı ne olmalı? Konuda çok büyük eksikler yaşanmıyorsa deneme sınavları uygulayabilir. Konuların bitmeye başladığı ve gerçek sınava az bir zaman kaldığında deneme sınavı uygulamaları daha gerçekçi olacaktır. Konu eksiği olan Adaylar İlk olarak Konu Anlatım Kitaplarının sonundaki soruları, çıkmış KPSS sorularını, Soru Bankalarındaki soruları ve yaprak testleri konu-konu çözmeliler . Denemelerin çözümüne ulaşılmalı, sonuçları iyi okunmalı. Yapılan bir etkinliğin doğru veya yanlış olmasına ancak geri dönüşlerle ulaşılabilir. Deneme sınavları da bir tür zihinsel etkinliktir. Yapılanların doğruluk derecesi ancak çözümlerle anlaşılabilir. Eğer deneme sınavları kursta yapılıyorsa özellikle çözülemeyen sorular mutlaka çözdürülmeli, evde yapılıyorsa çözümlü deneme sınavları tercih edilmeli. Çözümlü denemeler adaylara, bir yandan eksikliklerini telafi etme fırsatı, diğer yandan farklı soruları farklı yollarla çözme fırsatı sunacaktır. Özensiz seçilen denemeler zaman kaybına neden olur. Her ne kadar gerçek sınav gibi olmasa da uygulanacak deneme sınavlarının seçimine özen gösterilmelidir. Denemelerin asıl sınavı yansıtacak düzeyde olmasına dikkat edilmeli. Bunun için de kaynak seçimine özen gösterilmelidir. Yoksa sınav sonrasında alınan puanlar yanıltıcı olacağı gibi Adaylar için de zaman kaybına neden olacaktır. Evde veya okulda deneme sınavlarından verim alabilmek için mutlaka sınav yönergelerine uyulması gerekir. KPSS Çalışma Taktikleri TÜRKÇE DERSİ KPSS Türkçe bir KPSS adayı için muhatap olduğu dersler içinde en kolay derstir. ALES ve DGS deki gibi Sözel Mantık Konuları arası soru çıkmaktadır. Bilindiği üzere KPSS’de Türkçe’den 30 soru gelmektedir. Bu 30 sorunun yaklaşık 20 tanesi anlam bilgisi dediğimiz konudan çok az bir bilgiyle yapılması gereken sorular demek… Bir KPSS adayının Türkçe adına bir avantaj elde edebilmesi için 30 sorudan en az 27-28 net yapması gerekir. Bu da en fazla 2 boş ya da 2 yanlış soru demektir. Bir adayın Türkçe adına hedefine ulaşabilmesi için anlam bilgisi sorularını en az kayıpla atlatması gerekir. Bunun için de yapılması gerekenler Her gün ama her gün 10 soru bile olsa anlam bilgisi sorusu çözülmeli KPSS Türkçe adına en güvenilir, en verimli kaynak çıkmış sorulardır. KPSS çıkmış sorular lisans, ön lisans, ortaöğretim mutlaka çözülmelidir. UNUTMAYIN !!! KPSS TÜRKÇE, “SORU ÇÖZMEKTEN” İBARETTİR. MATEMATİK DERSİ MATEMATİK TEMELİ ZAYIF OLANLAR Antrenmanlara Matematik kitabından başlayabilirler. 30 soru çıkmaktadır. Dersaneye gidiyorsa konuyu hocasından dinlemeden önce ön hazırlık yapması gerekir ve hocası konuyu anlattıktan sonra en az 40 soru çözerek pekiştirmesi lazım. Dersaneye gitmiyorsa video konu anlatımdan ya da Uzaktan eğitim canlı derslerinden konuyu dinlemeden önce ön hazırlık yapması gerekir ve hocası konuyu anlattıktan ya da kendisi konuya çalıştıktan sonra en az 40 soru çözerek pekiştirmesi lazım. MATEMATİK TEMELİ İYİ OLANLAR -30 soru çıkmaktadır. - Anlatılan konular dersin anlatıldığı gün tekrar edilmeli -O gün çalışılan ya da dinlenilen konuyla ilgili pratiğini geliştirici bol bol sorular çözmesi lazım TARİH DERSİ KPSS’ye hazırlanan adayların Tarih dersinde sorun yaşamamaları ve mesafe katedebilmeleri için dikkat etmeleri gereken önemli hususlar şunlardır; * 27 soru çıkmaktadır. * ÖSYM KPSS lisans sınavında Soru tarzını değiştirdiği için güncel kaynaklardan çalışmalısınız. * Tarih dersine çalışacağımız en az 2 konu anlatımlı kaynağımız olmalıdır. Bunun temel sebebi;kaynaklarda farklı bilgilerin mevcut olmasıdır. Tek bir konu anlatımına bağlı kalınması bilgi eksikliği oluşturmaktadır. Bu sebepten dolayı buna dikkat edilmelidir. * Derse gelmeden önce anlatılacak konu en az 2 kere okunmalıdır. Bu durum adayın anlatılacak konu hakkında ön bilgi alması açısından önemlidir. Çünkü ; anlatılacak konu hakkında ön bilgisi olmayan adayların derste soru sormaları veya sorulan sorulara cevap vermeleri mümkün gözükmemektedir. * Dersi dikkatlice dinleyip, kafasına takılan soruları derste sormalıdır. * Ders bitiminde anlatılan konu akşam en az 1 defa tekrar edilmeli. Tekrardan sonra konu ile ilgili testler ve soru bankaları çözülmelidir. Yanlış yapılan sorular üzerinde mutlaka durulmalıdır ve hemen geçilmemelidir. * Günlük tekrarların dışında mutlaka o hafta anlatılan konuları haftalık tekrarlar ile tekrar edilmelidir. COĞRAFYA DERSİ Coğrafya dersinde olaylar neden – sonuç ilişkisine bağlı olarak birbiriyle ilişkilidir . 18 soru çıkmaktadır. Bu nedenle coğrafi olaylar arasında bağlantı kurmayı iyi bilmek gerekir. Örneğin ; Türkiyenin turizmiyle ilgili gelen bir sorunun A Yaz turizmiyle ilgili ise, bu nedenle Türkiye’nin iklimiyle bağlantı kurulmalı. B Mağara turizmiyle ilgili ise, Yer altı suları ve karstik şekillerin bilinmesi gerekir. C Termal turizmle ilgili ise, fay hatları ve sıcak su kaynakları bilinmesi gerekir. D Tarihi turizmle ilgili ise ; esli yerleşim merkezlerinin bilinmesi gerekir. E Akarsu turizmiyle ilgili ise;Türkiye’nin akarsularının bilinmesi gerekir. Bu örnekte olduğu gibi konuların anlaşılması için coğrafi olayların birbiriyle olan ilişkisinin iyi kurulması gerekir. Bütün coğrafi olaylar yerşekli ve iklim ile direk ya da dolaylı olarak ilişkili olduğu için Türkiye’nin yerşekillerini ve iklim özelliklerini iyi yorumlayan bir aday soruların % 80′ ni doğru cevaplayabilir. Türkiye fiziki haritası üzerinden konular çalışılmalı Göl ve maden gibi ezber konularında şifreleme yapmak iyi olur. ÖRNEK Karadeniz bölgesindeki heyelan set gölleri için TS YAZ Tortum,Sera, Yedigöller, Abant, Zinav gölleri gibi. Günlük konu tekrarı ve konu testlerinin çözümü. Konuya önceden çalışarak derse gelinmesi gerekir. VATANDAŞLIK DERSİ - 15 soru çıkmaktadır. * Vatandaşlıktan;6 tane soru güncel konulardan diğer 9 soru ise 1982 anayasası ve temel hukuk kavramlarından geliyor. * Adaylar çalışmasını yıla yaymalılar, * En az bir vatandaşlık kitabını sorularıyla birlikte çözmeliler, * Dersten Önce Konulara Bakılarak Kursa Gelinmeli. * Günlük Konular Tekrar Edilmeli, Günlük işilenen Konuların, Soru Bankasındaki Soruları ve Yaprak Testleri Çözülmeli * Son 3 ayda güncel konuları tekrar gözden geçirmeliler, * Çıkmış soruları incelemeliler ve bol bol soru çözerek KPSS ye kadar olan süreyi değerlendirmeliler. Öğretmen adayları Eğitim Bilimleri derslerine nasıl çalışmalı 1-PROGRAM GELİŞTİRME Program geliştirme dersi felsefi alt yapısı olan teorik bir derstir. Toplam 12 sorunun sorulduğu be dersten başarılı olabilmek için dersin kendine has literatürüne hakim olmak gerekir. Özellikle soru çözerken öncülde ne anlatılmak istendiği konusunda adaylar sıkıntılar yaşamaktadır. Bu sorunun önüne geçebilmek için öğrencilerin bol soru çözerek program geliştirmenin diline hakim olmaya çalışmaları gerekir. Program geliştirme sorularında öncülü okuduktan sonra anladıklarımızı kendi cümlelerimizle basitleştirmemiz ve sonrasında soru çözmemiz yapılan net miktarını arttıracaktır. Özellikle son yıllarda program geliştirme soruları tablo veya kavram haritası şeklinde de sorulabilmektedir. Özellikle ünitede kavramlar arasında bir sistematiğin olduğu konularda kavramlar arasında ilişki kurmaya yönelik kavram haritaları hazırlamanız konuyu daha iyi öğrenmenizi sağlamakla birlikte, bu tür sorulara doğru cevap vermenizi de kolaylaştıracaktır. Program geliştirmede basit sorulardan başlayarak zor sorulara doğru ilerlemek önemlidir. Soru bankalarından çalışırken buna mutlaka dikkat edilmeli veya dersin öğretmeninden soru bankalarını hangi sırayla çözmeniniz gerektiği konusunda fikir almanız gerekmektedir. 2-ÖĞRETİM YÖNTEM VE TEKNİKLERİ-MATERYAL TASARIMI-SINIF YÖNETİMİ Öğretim yöntem ve teknikleri dersine program geliştirmeden hemen sonra başlanmalıdır. Yani öncelikle program geliştirme dersi çalışılarak bitirilmeli sonra öğretim yöntem ve teknikleri dersine başlanmalıdır. Bu derste sınıf yönetimi ile birlikte toplam 24 soru çıkmaktadır. Dersin bir bütünlük içerisinde öğrenilebilmesi için öğretmenin dersin işleyiş sırası takip edilmelidir. Ya model-strateji-yöntem-teknik sırası takip edilmeli veya tam tersi teknikten başlayarak modellere doğru gidilmelidir. Bu ders öğretmenlerin sınıf içi uygulamalarına yönelik olduğu için, sorular daha çok sınıf içi uygulamalara yönelik çıkmaktadır. Özellikle 2011 sınavında etkinlik-kazanım ilişkisinden 3-4 soruya yer verildi. Bu nedenle ülkemizde yer verilen öğretim uygulamaları- modelleri-stratejileri- yöntem ve tekniklerine daha fazla önem vererek tüm konulara hakim olmak gerekir. Öğretim yöntem ve tekniklerinden sorulan soru sayısının fazla olması nedeniyle yapılacak çalışmalarda bu derse Öğrenme Psikolojisiyle birlikte daha fazla zaman ayrılmalıdır. 3-ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME Ölçme ve değerlendirme dersi hem sözel hem sayısal beceri isteyen bir derstir. Özellikle mantıksal ilişkiler kurmada becerikli olan öğrencilerin daha çok net yaptığı bu derste yoruma açık noktalar hemen hemen yok gibidir. Bu ders için kritik konular temel kavramlar ve geçerlilik- güvenirliliktir. Bu iki konu anlaşıldıktan sonra ölçme ve değerlendirmede başarı yüksek olur. Toplam 12 soru çıkan bu derste son kısımda 3-4 tane sayısal işlem gerektiren çoğunlukla tablolardan oluşan sorular olur. Bu tabloları iyi okumak ve yorumlamak soruyu çözmek için şarttır. Bu tür tablo sorularını sık sık çözerek daha fazla net yapılabilir. 4-GELİŞİM-ÖĞRENME VE REHBERLİK Gelişim, öğrenme ve rehberlik alanında başarı, çok soru çözmekle doğru orantılıdır. Çünkü ne kadar farklı soru tipi görürseniz, diğer soruları yorumlayabilme yetiniz o kadar gelişecektir. Eğitim bilimleri derslerini çalışmaya başlamadan önce bir program yapmanızı öneririz. Her bir bölüm için gerekli zaman dilimini ayarlamalısınız. Ve dersleri kesinlikle sırasıyla çalışmalısınız. Örneğin bir gelişim psikolojisi bölümü bitirmeden asla “öğretim yöntem ve teknikleri” bölümüne geçilmemelidir. Böyle bir hata hem zaman kaybı olacaktır hem de dersleri anlama noktasında size zorluklar çıkaracaktır. KPSS Tüm AdaylarınLisans, Ön lisans, Lise Sorumlu Olduğu Dersler, Soru Sayıları ve Konu Başlıkları Genel Yetenek Türkçe-30 soru Genel Yetenek Matematik-30 soru Genel Kültür Tarih-27 soru Genel Kültür Coğrafya-18 soru Genel Kültür Vatandaşlık-15 soru TÜRKÇE Konuları 1- Sözcükte Anlam 2-Cümlede Anlam 3-Paragrafta Anlam 4-Anlatım Bozuklukları 5-Ses Bilgisi 6-Yapı Bilgisi 7-Sözcük Bilgisi 8-Cümle Bilgisi 9-Yazım Kuralları 10-Noktalama İşaretleri 11-Sözel Mantık MATEMATİK Konuları 1-Temel Kavramlar 2-Sayılar 3-Bölme ve Bölünebilme kuralları 4-Asal Çarpanlarına ayırma, EBOB-EKOK 5-Birinci Dereceden Denklemler 6-Rasyonel Sayılar 7-Eşitsizlik, Mutlak değer 8-Üslü sayılar 9-Köklü sayılar 10-Çarpanlara ayırma 11-Oran-orantı 12-Problemler 13-Kümeler 14-İşlem ve Modüler Aritmetik 15-Permütasyon, Kombinasyon ve Olasılık 16-Tablo ve Grafikler 17-Sayısal Mantık Problemleri GEOMETRİ Konuları 1-Geometrik Kavramlar ve Doğruda açılar 2-Çokgenler ve Dörtgenler 3-Çember ve Daire 4-Analitik Geometri 5-Katı Cisimler TARİH Konuları 1-İslamiyet Öncesi Türk Tarihi 2-Türk – İslam Tarihi 3-Osmanlı Tarihi 4-Osmanlı Yenileşme ve Demokratikleşme Hareketleri 5-Avrupa’da Yaşanan Gelişmeler ve Bu Gelişmelerin Türk-İslam Dünyasına Etkileri 6-XX. Yüzyılda Osmanlı Devleti 7-Kurtuluş Savası’nın Hazırlık Dönemi 8-Kurtuluş Savaşı Muharebeler ve Antlaşmalar Dönemi 9-Atatürk ilke ve İnkılapları 10-Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası 11-Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi COĞRAFYA Konuları 1-Coğrafi Konum ve Türkiye’nin Coğrafi Konumu 2-Türkiye’nin Yer şekilleri ve Özellikleri 3-Türkiye’nin İklimi ve Bitki Örtüsü 4-Türkiye’de Nüfus ve Yerleşme 5-Türkiye’nin Ekonomik Coğrafyası 6-Türkiye’de Madenler, Enerji Kaynakları ve Sanayi 7-Türkiye’de Ulaşım, Ticaret ve Turizm 8-Türkiye’nin Coğrafi Bölgeleri 9-Bölgesel Kalkınma Projeleri VATANDAŞLIK Konuları 1-Hukukun Temel Kavramları 2-Devlet Biçimleri ve Hükümet Sistemleri 3-Anayasa Hukukuna Giriş, Temel Kavramlar ve Türk Anayasa Tarihi 4-1982 Anayasası’nın Temel İlkeleri 5-Yasama 6-Yürütme 7-Yargı 8-Temel Hak ve Hürriyetler 9-İdare Hukuku 10-Uluslararası Kuruluşlar 11-Güncel Olaylar -Öğretmenlik alan bilgisi testi- Öğretmenlik Alan Bilgisi Testi’nde ise alan bilgisinin ağırlığı yüzde 80, alan eğitimin ağırlığı yüzde 20 olacak. Türkçe öğretmenliği alan bilgisi testinde, anlama ve anlatma teknikleri yüzde 24, dil bilgisi ve dil bilimi yüzde 16, çocuk edebiyatı, Türk halk edebiyatı, yeni Türk edebiyatı, eski Türk edebiyatı ile edebiyat bilgi ve kuramları yüzde 8’er ağırlığında bulunacak. Fen bilimleri testinde, fizik yüzde 24, kimya yüzde 22, biyoloji yüzde 22, yer bilimi, astronomi ve çevre bilimi yüzde 4’er; Türk dili ve edebiyatı öğretmenliğinde eski Türk dili ve yeni Türk dili yüzde 26, yeni Türk edebiyatı, eski Türk edebiyatı ve Türk halk edebiyatı yüzde 18’er, ilköğretim matematik öğretmenliğinde analiz yüzde 28, cebir ve geometri yüzde 18’er, uygulamalı matematik yüzde 16 ağırlığında yer alacak. Sosyal bilgiler öğretmenliğinde, tarih yüzde 28, coğrafya yüzde 20, siyaset bilimi yüzde 8, diğer sosyal bilim alanları Sosyal Bilgilerin Temelleri, Sosyal Psikoloji, Arkeoloji, Antropoloji, Sosyoloji, Felsefe, Ekonomi, Bilim Teknoloji ve Sosyal Değişme, Sanat ve Estetik, İnsan İlişkileri ve İletişim, Günümüz Dünya Sorunları, Sosyal Proje Geliştirme yüzde 24 ağırlığında olacak. Tarih öğretmenliğinde, tarih metodu ile XX. yüzyıl Türk ve dünya tarihi yüzde 8, eski çağ tarihi yüzde 4, İslamiyet öncesi Türk tarihi yüzde 10, orta çağ İslam tarihi, Türkiye cumhuriyeti tarihi, genel dünya tarihi yüzde 12, Osmanlı tarihi yüzde 14 ağırlığında bulunacak. Coğrafya öğretmenliğinde, fiziki coğrafya ile beşeri ve ekonomik coğrafya yüzde 30, bölgeler ve ülkeler yüzde 20; fizik öğretmenliği, mekanik, elektrik ve manyetizma ile modern fizik yüzde 20’şer, madde ve özellikleri ile dalgalar ve optik yüzde 10’ar; kimya öğretmenliğinde analitik kimya, anorganik kimya, organik kimya, fizikokimya yüzde 20’şer; biyoloji öğretmenliğinde ise hücre ve metabolizma ile genetik ve evrim yüzde 16’şar, bitki biyolojisi, ekoloji yüzde 10’ar, insan ve hayvan biyolojisi yüzde 20, canlıların sınıflandırılması yüzde 8 olacak. Matematik öğretmenliğinde lise, analiz yüzde 24, cebir ve geometri yüzde 16’şar, uygulamalı matematik yüzde 24, İngilizce, Fransızca ve Almanca öğretmenliğinde dil yeterliliği yüzde 50, dil bilim yüzde 16, edebiyat yüzde 14, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliğinde Hz. Muhammed’in hayatı ve sünneti, İslam ahlakı, estetiği ve felsefesi, Kur’an-ı Kerim’in muhtevasını anlama yüzde 12, temel dini bilgiler İslâm, iman esasları ve ibadetleri yüzde 16, Günümüz Türkiye’sindeki İslam mezhep ve yorumları yüzde 4, din bilimleri din sosyolojisi, din psikolojisi, dinler tarihi, din eğitimi, din felsefesi yüzde 24 ağırlığında olacak. GENEL YETENEK GENEL KÜLTÜR SORU DAĞILIMI TÜRKÇE-30 SORU MATEMATİK-30 SORU TARİH-27 SORU COĞRAFYA-18 SORU VATANDAŞLIK- 15 SORU EĞİTİM BİLİMLERİ SORU DAĞILIMI GELİŞİM PSİKOLOJİSİ- 12 SORU ÖĞRENME PSİKOLOJİSİ- 16 SORU REHBERLİK -12 SORU ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME- 12 SORU ÖĞRETİM YÖNTEM VE TEKNİKLERİ- 16SORU PROGRAM GELİŞTİRME- 4 SORU MATERYAL TASARIMI- 4 SORU SINIF YÖNETİMİ- 4 SORU "Sen ne sorarsan sor, öğrenci kendi bildiğini yazar." Bir öğretim elemanı atasözü Öncelikle böylesine bir metni bana yazdıran şey, öğrencilerimden sürekli aynı tarzda gelen ve artık bıkkınlık derecesinde tekrarlanan şu sorudan kaynaklanmaktadır Dersinizden nasıl geçebiliriz?... Bir üniversite öğrencisinin dersi veren öğretim elemanına böylesi bir soruyu sorma durumunu bakın "felaketini" demiyorum, şimdilik bir kenara bırakacak olursak, sizler bilmiyor olsanız veya daha doğrusu bilmek istemeseniz de şu da bir başka gerçek ki, benim verdiğim derslerden kalan/dersi alttan alan öğrenci sayısı, ortalamanın da çok altındadır. Keza, kim verirse versin veya hangi ders olursa olsun, eğer bir dersten 1 kişi bile geçmişse, demek ki o dersten geçme şansının olduğunu da hesaba katabiliriz. Aynı sebeplerden dolayı bu metni sonuna kadar okuyan arkadaşlarımın, metin bitimindeki soruları kendi kendilerine sıklıkla görüldüğü gibi hızla "mağdur"a yatmadan, üstelik dürüstçe sormalarında kendileri adına büyük faydalar bulunduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Öte yandan öğrencilerin fazlasıyla abarttıkları esas mevzu, dersten geçmenin “her şeyden önemli olduğuna” dair geliştirdikleri temel ve bir o kadar da genel yanılgıdır. Sebepleri her ne olursa olsun maddî sıkıntılar, ailevî sorunlar, ülke politikaları, sistem vb., bu sebepler kabul edilir olsa bile, bir dersten geçmeyi “dünyanın en önemli işi”ymiş gibi algılamak, odaklanmamız gereken asıl şeylerden genç olmak, sanatın herhangi bir dalı ile ilgilenmek, edebî ya da kültürel faaliyetlere katılmak, okumak, tartışmak, yazmak, üretmek, hatta sevmek-sevilmek vb.’den bizi uzaklaştırıcı bir durumdur. Öğrencilerimizin, öncelikle, başka odak noktaları bularak, “ders geçme”ye endeksli ilgilerini acilen dağıtmaları gerekmektedir. Aldığınız diploma sadece bir kâğıt parçasıdır; biliniz ki ona değer katan, sadece sizlerin niteliğidir. Bunu asla aklınızdan çıkarmadan yolunuza devam etmelisiniz. Dahası, bulunduğunuz bölümleri zamanında da olsa, belki azıcık uzasa da nasıl olsa ve bir biçimde bitireceksiniz. Her on yıllık geçiş dönemleri boyunca, üniversite mezunu olmak giderek kolaylaşıyor. Ben 1995 lisans mezunuyum ve samimiyetle söyleyeyim, benim okuttuğum öğrencilerin %90'ı, yirmi yıl önce okusalar asla dört yılda mezun olamazlardı. Bu yüzden burada “ders geçme”yi tek hedef olarak almak, bugünü kazanayım derken, yarını da tümden kaybetmek anlamına gelir. Çünkü, sadece sınavlara odaklanan öğrenciler, dersi geçince bir flash belleğe 'format atar' gibi aklında ne var ne yok siliyor; böylece öğrenmeye, öğrendikleriyle yeni bilgileri birleştirmeye ve bunun sonucunda da sosyolojik bir anlamlandırmaya ulaşmanın ya da düşünme gücüne sahip olmanın uzağında kalıyor. Neticede de onca tutulan ders notu ve çalışmanın tümü de zaman ve çaba anlamında boşa gidiyor. Ne yazık ki, test usulüne dayalı ezberci eğitimin ülke gençliğine armağanı olan bu illet, sosyoloji öğrencilerinin de baş belası olarak sürekli karşımıza çıkıyor. Fakat ben öğrencilerimin "ezberci sistem"e karşı olduklarını asla ve asla düşünmüyorum. Hatta onlar bu sistemin en sadık devam ettiricileri... Bunu nereden mi biliyorum? Bunun için hangi sınav olursa olsun, sorulara verilen yanıtlara kısaca bakmam bile yeterli. Öğrenci arkadaşlarım, alanlarının gereği olan sosyolojik analiz/anlamlandırma yapma becerilerini geliştireceklerine, kâğıtlara sürekli hiçbir işlemden geçmemiş, dümdüz ve kaba ezberlerini döküyorlar. Çünkü sadece ezberlemişler, üzerine hiç düşünmemişler ve dolayısıyla anlamamışlar. İlgi, dikkat ve emek de vermemişler. Durum böyle olunca, "ezberci eğitim"den dert yanmanın hiçbir geçerliliği de kalmıyor. Benden size bu konuda küçük ve naçizane bir ipucu İster bir işte çalışın, isterseniz de çalışmayın ömrünüz boyunca bu kadar boş zamanı bir arada asla bulamayacaksınız, bunu değerlendirenin kendine yatırım yaptığı bir dünyada yaşıyoruz ama yine de hayat, karar ve tercih tabi ki sizlerin... Bu girişten sonra sınavlarda gördüğüm bazı teknik hataları sıralarsam, sanıyorum ki temel sorununuza karşılık olarak verebileceğim yanıtlar yardımıyla, sınavlarla ilgili probleminiz bir derece daha aydınlanmış olacak. Fakat bunu yaparken, bu konu üzerine biraz daha ilgi çekmek amacıyla aşağıda bahsedeceğim “sınav tavırlarına” karşılık geldiğini düşündüğüm bazı isimler vereceğim. Her gruba bir isim bulmanın, daha açıklayıcı biraz da ilgi çekici olacağını da düşünüyorum. Sanırım öncelikle, en sık rastlanan ve en büyük tepkiyi alan “kopya çekme” meselesinden başlamam, daha uygun olacak. Bunlara “kopyacılar” değil de daha günümüz politik ortamına da uygun gelecek tarzda etkili/titretici bir isim bulalım ve “KUL HAKKI YİYENLER” diyelim; pek sanmıyorum ama belki etkili olur... Öğrenciler genellikle kopya meselesinin “dersten geçmek” ile de doğrudan alakası olduğunu düşünürler. Çünkü, kopya çekemeyen, cesaret edemeyen veya buna yeteneği bulunmayan evet, bu da bir yetenek işi öğrenciler de sıklıkla “kopya çekenlerin dersten geçtiğine, kendilerinin onurlarıyla kaldığına” dair yoğun şikayetlerle yanıma geliyorlar. Kopya çeken veya çekemediği/bundan rahatsız olduğu için yanıma gelen öğrenciler bilmeliler ki, kopya çeken öğrencinin yazdıkları, tam tabiriyle “kabak gibi” belli oluyor. Nasıl anlaşıldığından tabi ki bahsetmeyeceğim. “Meslek sırrı” deyip geçelim. Üstelik yeri gelmişken şunu da belirtelim, kopya çektiğine kesin olarak kanaat getirdiğim öğrenci, tarafımdan sınav esnasında yakalanmadığı için belki idarî soruşturmaya uğramıyor ama bunu bir alışkanlık haline getirmemek de gerekiyor. Kopya ile ilgili cezaların ağırlığı için YÖK Öğrenci Disiplin Yönetmeliği’ne bakılabilir. Buyrun şurada Diğer taraftan bir de aramızda hâlâ “LİSELİLER” var. Buradaki vahim durum, öğrencilerimizin düşünsel anlamda hâlâ lise yıllarının nostaljisini yaşıyor olmaları. Derslerde bu gruptakilerin liseli ergenler gibi yaptıkları çoğu kez görmezden geldiğim tahammül ötesi davranışları bir kenara bırakırsak, “lisede bu kâğıdı versem 100 alırdım” gibisinden saçma ve gereksiz itirazları da sıklıkla duyuyoruz. Arada sıkça "makale" diye yazdığı 'kompozisyon'a "hocam çok emek verdim, umarım hak ettiğim notu verirsiniz" diyen de oluyor. Bir de daha az fark edilecek biçimde "LİSELİ" olanlar var ve onlar her sınav sonrası şöyle cümlelerle yanıma geliyorlar "Hocam sorular kolay mı?", "hocam Comte üzerinde çok durmuştunuz, bütün arkadaşlarla 'Yavuz Hoca kesin Comte'tan soracak' demiştik, ona yoğunlaştık, bizi terse yatırdınız." Öncelikle, hiçbir zaman bahsedilen biçimde "terse yatırma" gibi bir amacım olamaz; bunlar sizin fantezileriniz, bir başka açıdan da "mağduriyet"e yatma cümlelerinizin kılık değiştirmiş hâlleri... Üstelik hangi konu üzerinde ne kadar durduğumu da asla ve asla fark etmiyorum. Bu o günün seyrine göre değişiyor. Soruları da ne "kolay olsun" diye ne de "hepsini dökeyim" diyerek hazırlıyorum. Yüzlerce öğrenci sınava giriyor, kime hangi soru "kolay" ya da "zor" bu hesap öyle basit bir iş değil... Çünkü birine "kolay" gelen bir başkasına "zor" olabiliyor. Eğer boş beleş, kompleks dolu birisi değilse, hiçbir öğretim elemanının böyle bir "terse yatırma" gibi bir amacı olacağını da düşünmüyorum. Yazdığınız binlerce sayfa kâğıdı satır satır okumak nasıl bir şeydir, şu an bilmenize imkân ihtimal yok!... Dahası, bu "terse yatırma" durumunu, sadece sizler böyle algılıyorsunuz, bizden kaynaklı bir şey değil. Buna, aslında "çalışmamanın mazereti" de denebilir. Ahlâken "çalışmadım" veya "derse yeteri kadar yüklenmedim" demek kolay olmadığı için, öğrenci açısıdan "hoca terse yatırdı" demenin işlevselliği uygun düşüyor. Fakat sonuç olarak genç arkadaşlarımızın üniversitede olduklarını, artık bir biçimde idrak etmeleri gerekiyor. Bilhassa benim derslerimde dersin anlatımı ve içeriği noktasında “üniversitede olduklarını”, "sosyoloji bölümünde okuduklarını" özellikle hissettirmeye çalıştığımı da bilmenizi isterim. Bu yüzden, “lise öğretmeni” gibi ders anlatmadığım için, sınav değerlendirmelerim de herkesin mazisinde bir hoş seda olarak kalan lisedeki gibi asla olmuyor. Tüm LİSELİLER’e duyurulur… Şimdi öğrencilerin sıklıkla yaptığı ve benim “en önemli hata” olarak gördüğüm duruma gelelim. Bunlar “DESTANCILAR”… Diyelim ki, “Sosyoloji Tarihi” dersinde şöyle bir soru sordum Emile Durkheim’a göre “toplum, insanlarda kutsallık duygusu yaratır.” Açıklayarak, tartışınız… Öğrenci soruyu bilemeyebilir, aklına gelmeyebilir, bağlantı kuracak bilgiye de sahip olamayabilir, fakat bu tarz öğrenciler, sorunun sosyolojik mahiyetini düşünmek yerine, genelde şu temel hatayı yapıyorlar. Orada o ismi Durkheim gördü ya, aklında/ ezberinde/ hazırladığı kopyada Durkheim ile ilgili ne varsa sınav kâğıdına “bunu satır satır okuyacak insan evladı bir hoca var” demeden acımasızca dolduruyor. 3, 5, 7 sayfa allah ne verdiyse yazıyor, peki benden aldığı not ne? “O kadar kalem sallamış” olmanın yüzü suyu hürmetine sadece 10 yazıyla “on”… Bu Bilge Kültigin arkadaşlar, onlara asıl sorulanı düşünmek, kafasında sorunun yanıtını geliştirmek ve mevcut bilgisiyle kâğıda aktarmak yerine, sayfalarca yazıyor, yazıyor, ek kâğıt istiyor yine yazıyor, destanlar yaratıyor, kendi çalıyor, kendi oynuyorlar. Hatta bazen “Durkheim” diye, çoğu kez Comte'un, Marx’ın, Weber’in görüşlerini de bu çorbaya ekliyor. Sanıyor ki, “hoca bunları bildi ya da tümünü yazdı diye onu ödüllendirecek” veya “sorunun yanıtını yazmamış ama iyi çalışmış ezberlemiş” diye hoca insafa gelecek. Sizce "insaf" kavramı ile açıklanacak bir iş mi yapıyoruz? Yaptığımız işin içinde "acımak" da mı var? Öğretim elemanı, öğrencilere "insaf" üzerinden yaklaşırsa, vay halimize... Çünkü herkesin bir mazereti ve sıkıntısı var, herkes "mağdur" ve insaf bekliyor; böyle olursa doğrudan dükkânı kapatıp gitmemiz gerekiyor. Tabi bir de bu tavrın altında, "ne yazdığının farkında olmamak" da var. Ve daha da vahimi, bu arkadaşlar, sorunun kendisinden istediği yanıtı bir cümle ile dahi vermeden, o sınavdan "hak ederek" geçmeyi bekliyorlar. Ne ederece "ahlâkî" olduğunun yanıtını siz verin! Meselâ ben sormuşum “İzmirli olmak nasıl bir şeydir? Tartışarak anlatınız”, siz başlamışsınız bana “İzmir’in ilçelerini, meyvelerini saymaya”… Aynı nedenden dolayı bu öğrenciler, birkaç satır sonra ne yazdığının da zeminini kaybediyor, mevzudan iyiden iyiye uzaklaşıyor ve kayıp topraklarda at koşturmaya, kalem şakırdatmaya başlıyorlar. Bu tarz öğrencilere hep aynı cümleyi kullanarak şu esaslı soruya iyi ve esaslı bir yanıt istiyorum Sorduğum sorunun karşılığını alamamışsam, o dersten nasıl ve hangi hakla geçmeyi bekliyorsunuz? Diğer taraftan, bir de “TUĞLACILAR” var. Bunlar, bilgileri üst üste yığan, onlardan resmen duvar döşeyen, ezberi kuvvetli öğrenciler… Deli gibi not tutuyorlar, o notlara deli gibi çalışıyor, ölümüne ezberliyorlar. Bunlar sınav kâğıtlarında ilk bakıldığında "birşey anlatıyor" görünmekle birlikte, temelde hiçbir şey anlatmayan kesimi de oluştururlar. Bu grubun ve pek çok öğrencinin de en büyük hatası, hiçbir metin okumadan sadece derslerde tutulan notlara çalışmaları; dahası "başarılı" oldukları bazı anların yüzü suyu hürmetine onlara derslerden geçmeyi sağlayacak yegâne 'kutsal metinler' gibi yaklaşmaları... Hâlbuki buradaki vehamet ise bambaşka, çünkü bu ders notları, bu öğrencilerin derste kendilerinin tuttukları notlar bile değil, başkalarına ait; yani başkalarının bakış açıları, başkalarının anlatılana verdikleri anlamlarla dolu... Dolayısıyla, sadece notu tutan kişinin anlam dünyasını yansıtıyor; derste anlatılanı ne derece ve nasıl yorumlayıp cümleye döktüğünü bir tek ve en verimli biçimde o notları yazan kişi biliyor, malesef sizler de suyunun suyunu çözmeye, bunun üzerinden sınav geçmeye çalışan beyhudeler oluyorsunuz. Sonuç olarak, bu notları en iyi sahipleri anlayabilir, notu tutmayan kişiler değil... Evirip, çevirmeden söylemek gerekirse, sosyoloji, kabaca, sosyal olgular arasında sosyolojik bağlantılar kurarak yapılan anlama, anlamlandırma ya da yorumlama işidir. Bu anlama ve anlamlandırma işinde, sosyoloji bölüm derslerinde öğrendiklerimiz bizim için yol gösterici yöntem ve tekniklerdir, zihin açıcı ve teorik öneme sahiptirler. Hiçbir sosyolojik bağlantı kurmadan, ezberdekileri iplerinden boşalırcasına ardı ardına veya üst üste sıralamak, “sosyoloji yapmak” olmuyor. Tarih, İktisat, Türk Dili Edebiyatı, İşletme vb. bölümler ile karıştırmayalım, sosyoloji asla böyle bir şey değil. Yanda tipik bir TUĞLACI'nın bilgileri üst üste dizerek ama bunlar arasında asla bir bağlantı kurmadan bir "duvar"ı nasıl yükselttiğinin örneğini görüyoruz. Dikkatli bakarsanız bir cümlenin, ardından gelen cümleyle hiçbir bağlantısı yok. Normal halde bunlar, Prens Sabahattin'in düşüncelerinin maddeler halinde sıralanmasından başka bir şey değil. Şık vermeden ardı ardına gelen cümlelere dönüşmüş. Peki soruda böyle bir istek var mı, ben bunu mu sormuşum? Bu tarz öğrencilerin burada yaptıkları şey, maddeler halinde alt alta sıralanacak cümleleri herhangi bir şeyin özelliklerini maddeler halinde sıralamak gibi, paragraflara yedirmekten/yaymaktan başka bir anlama gelmiyor. Buna benzer kâğıtlar veren öğrenciler, bilgi/olgu ile bir başka sosyolojik bilgi/olgu arasında sosyolojik bağlantılar kuracağına, bilgileri gelişigüzel yığarak bir tuğlacı gibi duvar inşa etme işine girişiyorlar. Fakat bilinmelidir ki, bunu yapmak için sosyoloji okumak gerekmiyor. Ezberi kuvvetli herkes, bir metodolojiye sahip olmadan bu bilgileri ardı ardına sıralayabilir. Bu yüzden, öğrencilere sürekli “notlarınızı fazla ciddiye almayın; okumalarınızı arttırın; yazmaya çalışın” telkinlerinde bulunuyorum. Dinlerseniz ne alâ! Nihayet geldik "ÖRNEKÇİLER"e... Bu gruptaki öğrenciler, diğer gruplardan farklı olarak, sorulan soruları örnekler ile açıklamaya neredeyse yeminliler. Nasıl mı? şöyle Öğrenci sorulan soruyla ilgili 2-3 cümle yazıyor, sonra hiç istisnasız biçimde "bunu bir örnekle açıklamak gerekirse" diyerek, başlıyor örneği anlatmaya. Satırlar boyunca bu örnek ile hatta yanına başka örnekler de vererek soruyu yanıtladığını zannediyor. Oysaki, ben sizlerden sorunun yanıtını istiyorum, örneklerle doldurulmuş bir metin değil. Sorulara yanıt olarak tabi ki örnek/örnekler verilebilir. Fakat bu asla sorunun yanıtından fazla yeri kaplayamaz. Sorunun yanıtını yutamaz; metnin tümünü oluşturamaz; asıl isteneni önemsiz hâle getiremez; yanıtın önüne geçemez. Sorulara verdiğiniz yanıtları, örneklerle doldurmayın. Sizden isteneni önce anlayın, sonra yazın. Vereceğiniz örnek de yanıtınızı desteklesin, onunla uyumlu olsun ve yanıtınızı örtmesin. Bununla birlikte bir de “KAYITÇILAR” var. Bunlar da ağzımdan her çıkanı, not alan ve sınav kâğıtlarında bunları bana yazan öğrenci grubunu oluşturuyor. Hatta bunlardan pek çoğu, şöyle bir cümle ile bana geliyorlar “Hocam ben her söylediğinizi yazdım, yine kalmışım.” Bir kere, benim asla ve kat’a söylemediğim/söylemeyeceğim bir cümle de “benim ağzımdan çıkanı yazacaksınız” cümlesidir. Bu cümleyi söylediğimi kimse duymamıştır, duyamaz. Öğrencilerdeki, lise çağlarını anımsatan bu düşünce yapısı, üniversitede ve benim dersimde geçerli değil. Zaten bu grup öğrenciler, LİSELİLER grubuyla da benzer özellikler taşıyorlar. Üstelik bu öğrenci grubundan bazıları, derste telefonla kayıt yaparak suç işliyorlar. Sanıyorlar ki, o kayıtları sınav öncesinde dinlersem geçebilirim. Öncelikle, bu konuda üst sınıflardaki arkadaşlarından fikrî destek alabilirler, bunun nasıl aldatıcı ve boş bir uğraş olduğu konusunda, onların deneyimlerinden fazlasıyla yararlanabilirler. Üstelik, bu yapılan hem idarî cezası olan bir kabahat hem de TCK’ya göre suç... Defalarca tekrarladığım bu konudaki uyarılarımı, birini kurban seçerek mi somutlaştırmalıyım? Bir başka grup da “TAKILANLAR”… Bunlar da asla sorulan soruya değil de esasen kafasındakine odaklanan öğrencileri ifade ediyor. Sosyolojik çizgiden sapmamak kaydıyla bu odaklanma kabul edilebilir görülebilir. Bunlar ne TUĞLACILAR ne de KAYITÇILAR’a benziyor. Bilgi yığını yapmıyorlar, ağzımdan çıkanı yazmıyorlar, onlar kafasına göre takılıyorlar. Sorduğum soruya kendi anladıkları biçimde yanıt veriyorlar. Olmadı, kendi gündemlerini oluşturuyor ve onun üzerinden yazıyorlar. Bu çabaları takdire şayan ama anladıkları ve kâğıda döktükleri her zaman sorunun yanıtı olmuyor, olamıyor. Bu gruptakiler, sorunun yanıtına ne kadar yaklaşmışsa, kurucu öğeleri ve oluşturdukları bağlam ne derece sağlamsa, o kadar yüksek not alıyor ve dersi geçiyorlar. Sorunun kendisinden istediği yanıtların içeriğinden uzaklaşıp, el yordamıyla anlatımlar, hatta yandaki gibi WEB'den buldum uçuk kaçık saçmalamalar çünkü bunun yeri sınav kâğıtları değil ve hayat hikâyeleri bölümü başladığı andan itibaren, bu gruptakiler için not seviyesi alçalmaya ve dersten geçme şansı da bir o kadar düşmeye başlıyor. Tamam bu grubun en iyileri, çok verimli şeyler ortaya koyabiliyor ama abartmamak kaydıyla... Bu nedenle, benim “has elemanlarım” bunlar diyebilirim. Tabi öğrenci tasnifimizde kendine özel bir grup daha var "DENEMECİLER"... Bunlar, sorunun yanıtını bilmedikleri zamanlarda veya daha kabul edilebilir şekliyle "bildiklerini sandıkları" zamanlarda şöyle bir yöntem izliyorlar. Sosyolojik bir kavram buluyorlar, uysa da uymasa da sorudan devşirdikleri sosyolojik olguyu bu kavram yardımıyla açıklamaya çalışıyorlar, yani deniyorlar. Bu gruptakilerin, "olgu ile kavram arasında bir ilişki oluşturacağım" diye zorlama biçimde sınav kâğıtlarında kurdukları cümlelere inanamazsınız. Teşbihte kusur olmaz, bunlar resmen bir fili, el çantasına tıkmaya çalışıyorlar. Böyle olunca bu yaptıkları çok zorlama ve çok belli oluyor. Meselâ öğrenci, Durkheim'in "mekanik dayanışma" ile "organik dayanışma" veya Tönnies'in "mekanik toplum" ile "organik toplum" ayrımlarıyla ilgili kavramları bir biçimde öğrenmişse/ezberlemişse ki bunları birbirine karıştırması çok daha mümkün, bu pratik kalıbı alıyor, olur olmaz her durum ile ilişki kurmaya, açıklama yapmaya çalışıyor. Tüketimi de bununla açıklıyor, göçü de ideolojiyi de kürt sorununu da kadın sorunlarını da hatta artık değer'i de vs. vs. Bu öğrencilerin yöntemi doğru olsa da bir sosyolojik kavram yoluyla sosyal olguları açıklama, buldukları kavram "doğru kavram" olmayınca, malesef yazdıkları hiçbir şey ifade etmiyor. Sondan bir önceki grup ise DUYGUSALLAR... Bunlar adlarını gerçekten hak eden gruba giren öğrenciler. Bunlara sınavda ne sorarsan sor, "duygusala bağlıyorlar"... Her daim "mağdurlar" her daim "hep onlar sıkıntıda" ve nasıl oluyorsa artık, hep onlar "haklı"... Örneğin bu grubu oluşturanlar içinde, soruyu bilemeyince, ülke ve hükümet sorunlarından girip, yaşadığı "mağduriyetler"i uzun uzadıya anlatanlardan tutun da Simmel'in para felsefesi kavramını bile "çocukken sünnette kirvesinin ona taktığı parayla" açıklamaya çalışana dahi sıkça rastlıyorsunuz. Hatta "aile kavramını sosyolojik anlamda tartışarak, açıklayın" sorusuna, "aile çok önemlidir. Meselâ ben babamı çok severim. Ben küçükkken o bana dondurma alırdı, o günleri unutamam" şeklinde "derin" sosyolojik analizler de yapan bu kesim, bu yazdıklarıyla geçmeyi bekleme konusunda da en iştahlı grubu oluşturuyor. Bu öğrenciler, aldıkları notlarda hiçbir biçimde memnuniyet emaresi de taşımıyorlar. İlk öncelikleri dersten geçmek olsa da, hemen yanılmayın, dersten geçtiğinde geçtiği notu beğenmiyor; "niye DC oldu niye yukarısı değil" diye yine yakınmalara başlıyor. Bunlarda yakınma, hiç ve asla bitmiyor. Üstelik bu öğrencilerin hepsi kendisini birer Marx, Weber gibi görüyor olmalı ki, her yazdıklarının "doğru" olduğuna şaşmaz ve kesin bir kanaat getirmiş durumdalar. Bu gruptakilerle konuşmak da onlara aldıkları notu "neden ve nasıl aldıklarını" anlatmak da çok zor. Son grup ise, tam da soldaki karikatürde ifade edilen şekilde, BELİRSİZLER... Bu gruptakiler, sınav sorusunun kendilerinden ne istediğini anlamadıkları, bilemedikleri, çözemedikleri için, soruya bakıp, içinden ne geliyorsa o an aklına ne düştüyse yazan ve sırf sorudaki kelimeleri yanıtlarda kullandığı için puan bekleyen öğrencileri kapsıyor. Bunlar, sınav kâğıtlarına sosyolojik bilgiden çok, çevresinden görüp duyduklarını, tecrübe ettiklerini vs. hiçbir elekten geçirmeden hisleriyle anlatan öğrenciler. Üstelik sınavlara en az çalışan grup da bu öğrencilerden oluşuyor. Şimdi sizlere bir "mağduriyet" örneği vereceğim. Yandaki ve aşağıdaki iki tabloyu iyice inceleyelim. Bu iki tablo 2016-2017 Güz Dönemi'nde Sosyoloji Tarihi I dersinin BÜTÜNLEME sonuçları. "Hoca bıraktı"diye diye okuldan mezun olan ve "ee hoca bıraktıysa nasıl geçtin?" sorusu karşısında hiçbir ahlâkî sorumluluk taşımadan "ben geçtim" diyenler için bu tabloyu şuraya asıyorum. Bu tablo aslında şunu anlatıyor. O yıl bu dersi 147 kişi almış. İsimleri ilân edemeyeceğim için siz göremiyorsunuz, ben söyleyeyim. Bu dersten o yıl 61 kişi geçti, 86 kişi kaldı. Fakat ilginç olan bu değil. Şimdi tabloya bakın orada "Notu girilmeyen öğrenci sayısı" diye bir ibare var. Bu BÜTÜNLEME'ye gelmediği için notu girilmeyen öğrencileri ifade ediyor. bunları topladığımızda sayı 45 yapıyor. Yani sözün özü, kalan 86 kişinin 45'i aslında BÜTÜNLEMEYE GELMEYEREK "kalma haklarını kullanmışlar." Yani gelip, o 61 kişi gibi geçme şansları varken, sınava gelmemişler. Baktığımızda bu rakam %52 yapıyor kısacası alttan dersi alacakların yarısı kendi isteğiyle kalmış, diğerleri de sınava gelmişler ama geçememişler. Durumun özeti bu... Metni buraya kadar okuyup, hâlâ daha, “hocam ne yapmalıyız?” diye soran varsa, son olarak şunları söylemeliyim. Ezberlerle değil, öğrendiğiniz kadarıyla ve metodolojik bir yorumlama ile anlatım yapmaya çalışın. Metodolojik yani sosyolojik bir yönteme sahip bir yaklaşım sergileyip, sorunun sizden istediği "sosyolojik anlam"ı yakalamaya çalışın. Çünkü sosyoloji bolca okumak ve okuduklarınız üzerine düşünmek, tartışmak, yazmak eylemlerini içerisinde barındırır. Bunlar da size, sadece sınavlarda değil hayatın her alanında, farkında olmasanız bile o "sosyolojik anlam"ı yakalamanızı, sizlerin bu konularda diğer insanlardan ayırıcı niteliklere sahip olmanızı sağlar. Topluluklar içerisinde resmen parlarsınız. Unutmayın YAŞAYAN HER FANİ BİR GÜN SOSYOLOJİ OKUMAK İSYETECEKTİR. Vakit varken sizler bu şansı iyi değerlendirin. Beylik olacak ama okursanız, düşünürseniz ufkunuz açılır; önünüze konan herşeyi yemezsiniz. Bu yüzden, size verilen kitaplara, makalelere, ek okumalar ile vb'ne hiç el sürmeden en azından benim dersim için dersten geçme hayalleri kuruyorsanız, fazlasıyla hayal kırıklıklarına uğrayacağınızı da söyleyebilirim. Bir biçimde dersten geçseniz bile, sizlere hayat dersinden kalacağınızı söyleyebilirim. Burada "kalma"dan "zengin/başarılı olma"yı kastetmiyorum. Bu ayrı bir tartışma konusu... Hâlbuki öğrenciler yukarıda sıraladıklarımın hiçbirini yapmadan veya çok azını yaparak, "lise kompozisyonu" tarzı yazılarla derslerden geçmeyi düşünüyor. Klasik suçlular da hemen hazır Sistem, hocalar, dersler, parasızlık, üniversite, yurt imkânları vb. ama asla kendileri değil... Sizce burada bir sorun yok mu?... Bunlara ilave olarak, okuma ve yazma eylemi, düşündüklerinizi daha da güzel bir biçimde hem sözlü hem de yazılı olarak aktarmanıza da katkıda bulunur. Şunu iyi bilin ki, bir çoğunuz "kafanızdan geçenleri aktaramamaktan" şikayetçisiniz ki bu bizlerin sıkıntısı değil, bunun yegâne çözümü, çok okuyup, okuduklarınızı derslerde veya arkadaşlarınızla tartışmak ve yazma denemeleri yapmaktır. Bu soruna ben de bir şey ekleyeyim, kafanızdakileri aktaramayınca, öyle anlamsız ve öyle bozuk cümleler kuruyorsunuz ki, okuyan hocalarınız hiçbir şey anlamadıkları cümlelerle dolu bu kâğıtlarınıza, nasıl puan verebilirler ki? Üstelik, yoğun okumalar yaptığınızda hem başkalarından farklılaşma adına gelecek yıllara yatırım yapıyor hem kendinizi geliştiriyor hem de sınavlarda daha başarılı oluyorsunuz. Tabi ki, okumalarınızı bir haftaya değil, tüm yıla, hatta dört seneye yaymak kaydıyla... Zaten yeterli okumazsanız, kopyaya yöneliyor veya ezberleme kapasitenizi işleme sokmaya çalışıyorsunuz. Böyle olunca da çabuk unutuyorsunuz ve sizi ilerideki yıllara taşıması açısından geriye malesef hiçbir şey kalmıyor. Ben esasen kâğıtlarınızda sosyolojik bilgilerin güzelce harmanlandığı, sosyolojik bir bakış açısı, tasavvuru ve özümsemiş bir alt yapı arıyorum. Temelde bu tarz kâğıtlar veren öğrenciler, özellikle verdiğim 2. ve 3. sınıf derslerinden, sorunsuz geçiyorlar. Dahası, başta özenle belirttiğim gibi edebiyat, sanat veya kültür vb. ile uğraşmak, sizi fazlasıyla geliştirecek, sosyolojik tasavvurunuza sizin bile inanamayacağınız katkılar sunacaktır. Biliyorum ki, okumak, düşünmek, anlamak yorucu bir eylemdir ama insan, her zaman en büyük yatırımı sadece kendisine yapar, lütfen bunun bilgisini de itina ile aklımızda tutalım. Son olarak şunu da eklemeliyim; benim sorduğum soruların sonu "açıklayınız, tartışınız, anlatınız, yorumlayınız" vb. kelimelerle biter ve sizden bu eylemlerin içeriğini ister. Unutmayın ki siz, ısrarla, daha önceki dönemlerden kalma bir alışkanlıkla "nedir?" ile biten soruların cevaplarını yazmaya çalışıyorsunuz. Ben sizden asla tanım veya bir sosyal olgu/durumun özelliklerini alt alta sıralamanızı istemiyorum. Hatta en sinir olduğum giriş cümlesi de "konuya geçmeden önce, .........'nın tanımını yapmamız gerekiyor" diye başlayıp devam eden cümlelerdir. Dahası sosyoloji bölümleri ve bu bölümlerde sorulan sorular, "nedir?" ile bitmez veya sizden tanım istenmez. Tanım, yine sizden ezberlediklerinizi yazmanızı isteyen bir soru şeklidir ve ancak mevzuyu basitleştirenler, sosyolojiyi bilmeyenler size "tanım isteyen" sorular sorup, ısrarla "tanım" yapmanızı beklerler. Çünkü bu kişilerin kendileri de belli konuları kalıpsal anlamda ezberlemiş, aynı nedenden dolayı da o kalıplar arasında sosyolojik bağlantıları kurma becerisi olmayan insanlardır. Bu konuya dikkat etmek ve yorumlamaya yönelmek, sizi geliştirdiği gibi, daha iyi bir sosyoloji öğrencisi olmanızı da sağlar. Şunu da aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor. Örneğin ben hiç aklımdan çıkarmıyorum. Sınavlara asla eşit şartlarda girmediğinizin fazlasıyla farkındayım, çünkü eşitlik kavramı ayrı bir sıkıntı ve bu, bir sınav içerisinde çözülecek bir sorun da değil. Böyle olunca, "daha az eşit olanlar"ın daha fazla çalışmaları, emek vermeleri gerekiyor. İnanın ki, hepimiz bu aşamalardan geçtik ve bir şekilde buralara geldik. Hayata küsen, mücadeleden yılan üzgünüm ki, kaybediyor. Dahası, Doğu'daki gençlerin/öğrencilerin yaşadıkları sıkıntıların sadece kendilerine özel olduğuna dair çok derin bir algıları da var. En fazla onlar "mağdur"lar, "devlet hep onları ezmiş", hep onlar altta kalmışlar vs. vs. Bu algı bizleri sadece içinden çıkılmaz bir bunalıma sürükler ve eğer ortada gerçekten bir "mağduriyet" varsa derinleşerek devam etmesini sağlar. Hayat, her yerde, her coğrafyada ve her biçimde bir mücadele, herkesin hikâyesi de kendine... Olsa iyi olurdu, daha az yorulur ve yıpranırdık ama hiçbirimizin babası "zengin" değildi; dereceleri farklı olmak kaydıyla herkes zor şartlarda okudu, okuyor; hiçbirimiz yaşamadan Batı'daki imkânların daha iyi olduğuna, orada okusak her şeyin daha güzel olacağına kanaat getiremeyiz; hatta doktora yapmış "eğitimli" bir annenin çocuğu olmanın şimdikinden daha iyi olacağının da bir garantisi yok. Her şey bize bağlı, bunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Bu metne yaklaşık 6 saatimi verdim. İyi yetişmenizi ve iyi öğrenciler olmanızı bekliyor, bunu amaçlıyor ve bir tek buna çabalıyorum. Bana bundan sonra, bu mevzuda gelen sorular olursa, soran kişileri doğrudan bu BLOG’a yönlendireceğim. Ben emek verdim, bu kadar yazdım, kısacası dixi et salvavi animam meam* … İnanın hiçbir şey kolay değil biliyorum ama pek çok şey sadece insan çabasına bağlıdır ve bundan sonrası da bir tek sizin gayretinize kalıyor... Şimdi şu soruları ciddi biçimde kendi kendinize sorun bakalım 1 Dersten geçmek için ne yaptım? 2 "Hoca" olsam ve bu soruları ben sorsam, sınavda verdiğim kâğıdın içeriğiyle bu dersten geçebilir miydim? 3 Dersler için verilen kitap, dergi, makale vb.'ni aldım mı? Ders materyallerini tamamıyla, üzerine düşünerek ve anlayarak okudum mu? Üzerine tartıştım mı? 4 Alttan kaldığım dersleri haftası haftasına takip ettim mi? Değişen hocalardan ya da ders içeriklerinden haberim var mı? 5 Dersin sınavına son gece mi çalıştım, yoksa düzenli haftalık çalışmalar yapıyor muyum? 6 Derslere imza atmak veya "laf olsun" diye mi geliyorum, yoksa öğrenmek için mi? 7 Sınavı yapan öğretim elemanı baktığında kâğıdımda not verecek yeterli cümle bulunmamasına rağmen, dersi veren öğretim elemanı beni o dersten neden geçirmek zorunda? Öncelikle bu "haksızlık" değil mi? 8 Herkes, her yazdığı ile geçmek zorunda mı? 9 "Herkes geçecek"se niçin ders veriyoruz? "Çalışan/Çaba harcayan" ile "yatanı" nasıl ayıracağız? Sınav diye bir şey neden var? 10 Neden dersten geçtiğimde "ben geçtim" oluyor da, kaldığımda "hoca bırakmış" oluyor? Öğretim elemanlarının manyak mı ki hepinizle teker teker sorunları mı var? Veya sizleri dersten bırakarak gizli hazlar falan yaşadığımızı mı düşünüyorsunuz? 11 Alttan aldığım derslerin sınavlarında sorulmuş soruları, "neden yapamadığımı" düşündüm mü? Bu sorular üzerine daha sonra kendi kendime tartıştım mı? Soruları neden yapamadığıma dair gerekli dersleri çıkarıp, kendi kendime bir muhasebe yaptım mı? 12 Sınavlarımın tümünde 3 soru sorar, seçtiğiniz 2'sini yanıtlamanızı isterim. Bu sebeple, seçtiğiniz 2 soruya da olabildiğince doyurucu yanıtlar vermek zorundasınız. Çünkü tek soru 50 puanlık ile eğer muhteşem biçimde yanıtlamadıysanız, ki çok seyrek karşılaşılıyor geçme şansınızın düşüklüğünü, sanırım siz de takdir edersiniz. 13 Önemli miktarda öğrenci bütünlemelere girmediği için, burada özellikle bu soruyu sormam gerekiyor Kaldığım dersin bütünlemesine girmemişsem, o dersin öğretim elemanı mı beni bırakmış oluyor, yoksa ben kendi "kalma hakkımı" mı kullanmış oluyorum? 14 Çok az da olsa, dersten bütünlemeye kalan veya alttan alan öğrenciler, bazen orada burada karşılaştığımızda nefret veya öfke dolu gözlerle bizlere bakıyorlar. Bu benim, kişisel olarak çok rahatsız olduğum bir durum... Oysa, nasılsa hepiniz mezun olacaksınız; çünkü beğenmediğiniz, ha bire yakındığınız "sistem" tam da bunu öngörüyor. Sistemin motto'su şu Herkes şartsız-koşulsuz mezun olacak... Örneğin, ben lisansta okurken 1991-1995 tam üç kez vize 40 - final/bütünleme 55 şeklindeki notlarla farklı derslerden kaldım, o dersleri bir kez daha alttan alarak geçtim. Meselâ o zaman "dersin hocasına gidip, türlü bahaneler söyleyip bana 1 puan yazıyla BİR vermesini istemek" hiç aklıma gelmedi. Hoca da haklı olarak "bu öğrenciye 1 puan vereyim de geçsin" diye düşünmedi. Tam burada 20 yılda değişen değerler ve ahlâka da aman dikkat!!!... Bugün sizler vize 20 final 50 olunca, 36 not ortalamasıyla paşalar gibi derslerden geçiyorsunuz. Eh gerisini sizler düşünün artık... Öyleyse hangi hakla bu sistemden yakınıyorsunuz ki? Sizin eğer TEK AMACINIZ mezun olmaksa, sistem size daha ne yapsın? Sonuç olarak sizler yine aynı bakışlarla hayatınıza devam edebilirsiniz, sorun değil de peki öyleyse durum böyleyken bizler bu "düşmanca" bakışları hak edecek ne/neler yapmış olabiliriz? Ve en hayatî iki soru 15 Verdiğiniz yanıtlar, o sınavdan başarılı olacak içerikte değilse, öğretim elemanı beni neden ve niçin hak etmediğim bir dersten geçirmek zorunda? Çalışıp emek harcayan ile daha az veya hiç çalışmayan da mı geçmek zorunda ve neden? Hocalarınız sizleri, soruların sizden istediği doğru yanıtları vermeseniz dahi, istisnasız derslerden geçirmekle mi mükellefler? 16 Dürüst ve adil bir öğretim elemanı mı istiyoruz, yoksa "hak eden" ile "hak etmeyeni" ayırmadan herkesi derslerden geçiren, bir yıl öyle bir yıl böyle davranıp hâle göre muamele yapan, gevşek davranan, tutarsız, "vicdan yapıp" bazı öğrencileri kayıran, kişiye göre not veren, gayr-ı adil birine mi ihtiyacımız var? *********************************************************** * Latince lakırdı, anlamı Söyledim ve ruhumu kurtardım ** Metin başlığındaki Tablo Michelangelo’nun Melekler tablosu… Tam ismi Michelangelo di Lodovico Buonarroti Simoni, İtalyan rönesans dönemi ünlü ressam, heykeltıraş, mimar ve şairidir. Şikayet88 Kasım 2021 1813 Burak Şikayetini Yayından Kaldırdı Kasım 2021 1736 Hız Yayınları Etkinlik Defterlerinin Çözümlerinin Olmaması Hız Yayınları 8 sınıf İngilizce ve Türkçe etkinlik defterlerini aldım ama hiçbir yerde çözümleri yok bu etkinlikleri doğru olup olmadığını nasıl anlayacağız size soruyorum Madem bunların satışını yapıyorsanız çözümlerini de lütfen belirtiniz bu konuda gereğini yapılmasını oku Ekim 2021 0135 Çözüldü Hız Yayınları Optik Okuyucunuz İşaretlemeleri Okumadığından Mağduruz. 5. Sınıf öğrencisi oğlum kurumunuzun düzenlemiş olduğu 5. Sınıf kurumsal 1-ek deneme sınavında optik cevap kağıdında bütün işaretlemeleri yapmasına ra...Devamını oku Oğuz'un Teşekkür Mesajı23 Ekim 2021 0135 “Teşekkürler sorun çözüldü” Ekim 2021 1724 Hız Yayınları Deneme Sınavı Sonuçları Göremiyoruz Okulda yapılan hız deneme sınavı 6. Sınıf 1 denme sınavı sonuçları tüm bilgileri girdiğimiz halde kesinlikle sonuçları göremiyoruz heyecanla sonuçları bekliyorduk bunun bir an önce çözülmesini istiyorum çoğu öğrenci sonuçlarını görebildiği halde biz kesinle oku Ekim 2021 0944 Hız Yayınlarının Sitesinde Sıkıntı Var Cuma günü olduğumuz deneme sınavının sonucuna bakmak için hız yayınının sitesine girdik. Sonucuma bakacağım zaman bütün doldurulması gereken her yeri dolduruyorum. Ama bana hala boş alan var diyor. Sadece bir kerede de denemedim bir çok kez başka teknolojik araçlardan da denemedim ama hiçbir şekilde...Devamını oku Ekim 2021 1950 Hız Yayınlarının Sonuçlandırmadı Deneme Hız yayınları yaptığımız denemelerimizi bir türlü sonuçlandırmadı para vererek giriyoruz bu denemelere ama sonucu bir türlü açıklanmıyor Hız yayınları bir an önce kendini toparlamalı Bu kadar öğrenciyi bekletmeye hakları yok Balıkesir Plevne OrtaokuluDevamını oku Ekim 2021 2215 Hız Yayınları Kitabın Sayfalarında Siyah Lekeler Var Sorular Okunmuyor Kitabın sayfalarında siyah şeyler vardı sorular okunmuyordu gerekli tedbiri almadıklarından dolayı hız yayınında şikayetim var böyle bir sorun başka birinin başına geldi mi acaba? Kitabın yerine bir kitap gelmesini talep ediyorum hız yayınları......Devamını oku Ekim 2021 1411 Hız Yayınları Soru Çözümlerinin Anlaşılmaması Hız Yayınları Paragraf aldım, bazı soruları yanlış yapmıştım sonra soru çözümünü izlemek istedim ve izleyince anlayamadım. Çünkü; soruyu anlatmıyor sadece sorunun cevabını söylüyor ve bitiriyor. Bayağı saçma! Eğer paragrafta hiç yanlış çıkartmıyorsanız hepsini doğru yapıyorsanız iyi ama hatalarınız ...Devamını oku Ekim 2021 1151 Hız Yayınları Kargomun Nerede Olduğunu Bilmiyorum Hız Yayınları'ndan ilk defa kitap sipariş verdim siteye girdiğimde kargo takibi yapamıyorum müşteri hizmetlerini arıyorum çıkmıyorlar hangi kargo şirketi ile çalışıyorlar onu da bilmiyorum ve benim kargo mesajı da gelmedi lütfen dönüş yapın kitap gelecek mi?Devamını oku Eylül 2021 1437 Hız Yayınları Hatalı Soru Yazılması Hatalı soru Hız Yayınları kitapta 8. Sınıf 21 22 Hız Yayınları hata var 8. Test 2. Soru 396 nın 11 e bölünemediğini söylüyor bize anlatan kişi ama bölüne biliyor hatalı lütfen oku Çözüldü Deniz'in Teşekkür Mesajı17 Eylül 2021 1729 “Teşekkürler kitap ulaştı” Deniz Şikayetini Yayından Kaldırdı Ağustos 2021 2252 Hız Yayınları Bazı Soruların Video Çözümü Yok. TYT Son 500 Soru Fen Bilimleri kitabınızı aldım, sitenizde bazı soruların video çözümü yok. Soru numarası misal 127 oluyor ama sitede 2 sonraki veya önceki numarada buluyorum soruyu. Düzgün ayar çekin. Fizikte yapamadığım çoğu sorunun video çözümünü izleyemedim oku Mayıs 2021 1330 Hız Yayınları 20 Li Deneme Testi Yerine Gönderilen 15 Li Deneme Testi! Hepsiburada'dan hız yayınlarının Türkçe, matematik ve fen bilimleri 8. Sınıf 20 li deneme testi sipariş verdim 3 de farklı kargolarla geldi ve 3 de 15 li geldi müşteri hizmetlerini aradım dalga geçer gibi cevap veriyorlar bence yanıltıyorlar. Ben yokken çocuk almış testi çözmüş çocuk bilemez ki duru...Devamını oku Mart 2021 1611 Hız Yayınları Kitabın Soru Çözümü Yok Hız Yayınları TYT son 500 soru fen bilimleri kitabinizi aldım kitabin kapağında video çözümlü yazmasına rağmen hem da hem de uygulamada yok kitap video çözümsüz maalesef bu sorunu nasıl düzeltebilirim? Hızla Çözüm adlı uygulamanız da Google Play Store'da maalesef oku Mart 2021 2016 Hız Yayınları Fotoğraflarda Çok Sıkıntı Var Ürünlerden çoğunlukla memnun kalıyorum lakin fotoğraflarda çok hatalar var yani ben öyle düşünüyorum. Şu an karakter sayısını doldurmaya çalışıyorum hala çalışıyorum devam hadi ya oooo hadi neyse bunun dışında seviyorum hızı 🤍 umarım güzel bir lise tuttururumDevamını oku Şubat 2021 1341 Hız Yayınları Soru Hatası 8. Sınıf Deneme Sınavı-3 Hız yayınları 8. Sınıf deneme sınavı - 3 sözel a kitapçığı sözel bölüm 20. Soru yanlış cevap anahtarında a şıkkı olarak gösteriyor ama cevap c şıkkı a şıkkı yanlış ama c şıkkı yanlış bu soruyu dönülmesi için arz ederim. Hocalarım da çözemedi kısa sürede dönülmesinin dileğiyleDevamını oku 1 Destekçi Şubat 2021 1528 Hız Yayınları Kayıt Olamıyorum Sorunu Çözer Misiniz Hds uygulamasını indirdim öğrenci kayıt i olacağım ama sorun yaşıyorum. Koyduğunuz link hata veriyor. Bu sorunu çözer misiniz. Rica etsem ve hemen kayıt olsam rica etsem rica etsem rica etsem rica etsem rica etsem rica etsem rica etsem rica etsem diye yazdıklarımı harf sayısını geçsin diye yaptımDevamını oku Şubat 2021 1552 Çözüldü Hız Yayınları Deneme Kontrol Sitesine Giriş. 8. Sınıf öğrencisiyim 3. Denemeden sonraki denemeleri kontrol edeceğim site benden telefon numarası ve şifre istiyor. Eski sitede istemiyordu ben de ö...Devamını oku Akın'ın Teşekkür Mesajı12 Şubat 2021 1552 “Sağ olun iyi günler.” Şubat 2021 1331 Hız Yayınları Yanlış Kitap Gönderimi! Bana yanlış kitap gönderilmiş doğrusunu istiyorum. Bunun için gereğinin yapılmasını istiyorum lütfen bir de bana gönderdiğiniz kitap 6 sınıf Hız Yayınları soru bankası sosyal benim istediğim kitap 6 sınıf Hız Yayınları sosyal etkinlik oku Şubat 2021 1412 Hız Yayınları Video Çözümlü Diye Satışa Sunulan Bir Kitabın Video Çözümünün Olmaması Sınava hazırlanan 12. Sınıf öğrencisi olarak biyoloji kitabını aldım video çözümlü diye çözmeye başladım. Fakat video çözümlerinde eksikler vardı çözemediğim sorulara bakamadım konum eksik diye düşündüm ve ilerleyemedim şikayetimi dile getirdim ama onunla da fazla oku 1 Destekçi Ocak 2021 1835 Hız Yayınları Online Deneme Sınavı Hatası 6. Sınıf online deneme sınavına giren oğlumun, sınav sonucu ilk olarak 5 yanlış olarak çıktı. İkinci kez sonuca bakmak istediğimizde ise, hesaba ilk başta giriş yapamadık. Fakat giriş yaptığımızda sonuç değişmiş olarak çıktı. 3 saat boyunca uğraşmıştı, yetkililerin ilgilenmesini oku 1 Destekçi Aralık 2020 1344 Hız Yayınları Deneme Sınavı Sonuçları Oğlum Hız yayınları online deneme sınavına katıldı, yüz yüze oluyormuş gibi heyecanlıydı zorlandığı sorular oldu ve sonucunu sabırsızlıkla beklemeye başladı. Fakat söylenilen tarihte sonuç açıklanmadı, bir gün sonra açıklanacak diye mesaj geldi ama yine açıklanmadı. Mail yazdık destek hattından yazı...Devamını oku Aralık 2020 1154 Hız Yayınları Sınav Sonucumu Öğrenemedim Bir çok yayını alıp kullandığımız bir yayın olan hız yayınlarının 2. Online denemesine çocuğum girdi ancak sonuçları görmek için girmeye çalıştığımızda giriş yapamadık. Hem canlı destekten hem telefon üzerinden iletişim kurmamıza rağmen sorununuzu çözeceğiz tarzda konuşmalarla amiyane tabirle beni b...Devamını oku Aralık 2020 1211 Çözüldü Hız Yayınları 2. Deneme Sınavını Yaptığımız Halde Sonuç Olarak Sıfır Görünüyor Hız yayınları 2. Deneme sınavını olduğumuz halde sonuç olarak hiçbir sınava girmemiş gibi görünmektedir. Bunun giderilmesini rica ediyorum. Re**gmail...Devamını oku Reyhan'ın Teşekkür Mesajı11 Aralık 2020 1211 “Teşekkür ederim ilginize”

deneme sınavlarında neden başarılı olamıyorum