aJhLp. ’Kızımın erkek arkadaşı var, bu nasıl olur!.. Bu yaş da sevgili olur mu?…Onlar sevgi nedir bilmezler!…. Bizim aileye bu tarz şeyler yakışmaz!…Çocuğum başkasına farklı gözle bakamaz!…Flört ya da karşı cinsle birliktelik bu yaşlarda olmaz, olamamalı!… Benim çocuğum bunu nasıl yapar?….’’Sizlere güzel bir haber vereyim; son yıllarda ebeveyn tutumlarına bakıldığında karşı cinsle yakınlaşmalar ya da flört arkadaşlık kurma durumlarına aileler daha olumlu tepkiler verebiliyor. Aileler dönem özelliklerini bildikçe ve bu tarz şeylerin kaçınılmaz bir durum olduğuna önem verdikçe anne babalar çocuklarına karşı daha sevgiyle dönemindeki arkadaşlık ilişkileri önemli olduğu gibi romantik akran ilişkiler de bu dönemin önemli konularındandır. Yapılan araştırmalar sonucunda hangi yaş döneminde olursak olalım karşı cins ile arkadaşlık ilişkilerine baktığımızda evlilik, birliktelik, nişanlılık veya tanışma evreleri aile kültür ve düşünce yapısının etkilerinin büyük olduğunu döneminde, ergen yoğun bir biçimde fiziksel ve hormonal değişimler yaşamaktadır. Bu hızlı değişimlere ayak uydurmaya çalışırken bir taraftan da ergenler duygusal açıdan yeni, farklı hisleri oluşmaya başlamaktadır. Ergenlik yıllarında bilişsel, sözel ve mantıksal değişikliklerle birlikte sosyal ve duygusal açıdan da değişiklik olduğundan ergenin ailesi ve arkadaşlarıyla olan iletişimi de dönemini; ön ergenlik, orta ergenlik ve son ergenlik olmak üzere içe ayrılırken, karşı cinse olan aşırı ilgi eğilimi en çok orta ergenlik döneminde yaş arasındaki orta ergenlik döneminde gencin bedeninde, ruhsal gelişiminde ve cinsel gelişiminde, uyum sağlanması güç bir hız ve değişim vardır. Bu değişimlerin etkisi ile yaşadığı yoğun duygu akımı ve bağımsızlığını ortaya koyma çabası ile ergen, birine bağlanmaya ve bağımsızlık mücadelesinde birinin desteğine ve ilgisine ihtiyaç insanın doğasında olan değerli olma ve farkedilme arzusu ergenlik dönemi ile birlikte yoğun hormonel değişimle birlikte üst seviyeye çıkmaktadır. Bu sebepten dolayı da fark edilmek ve karşı cinsin ilgisini çekmek için türlü yollar denenir, karşılıklı hoşlanmalar daha sonra arkadaşlığa flört dönüşür. İlk karşı cinsle arkadaşlık kurma yaşı kişiye göre değişir. Bu yaş hangi yaş dönemi olması gerekiyor kısmı ise tartışmaya açık bir hem cinsleri arasında ister karşı cins ilişkisinde olsun; ergenlikte temel ihtiyaç, onaylanma, kabul edilme ve beğenilmedir. Ergenin karşı cins tarafından nasıl görüldüğü büyük merak konusudur. Kendi imajına dair fikirleri karşıdan gelecek tepkilerle şekillenir, başka bir söyleyişle kendisini tanımaya başlar. Bu açıdan bakıldığında, bu dönemde karşı cinsle yaşanan ilişkiler kişinin hem kendisini hem de karşı cinsi tanımak ve sınırlarını keşfetmek açısından çok öğreticidir ve geleceğe hazırlanmasında akran ilişkileri ve duygusal ilişkiler kültürden kültüre farklılık göstermektedir. Kız arkadaş ya da erkek arkadaş edinme biçimleri ve süreçleri farklı kültürlerde ele alındığında ülkemizde bu durumun giderek normalleşmeye başladığını görebiliyoruz. Toplum olarak bakış açımız farklılaştıkça çocuklarımıza verdiğimiz tepkiler de değişim göstermektedir. Ülkemizde önemli bir konu da ergenlerin yaşamlarında, gelecek kaygısı ve sınav korkusunun olmasıdır. Ön ergenlikten itibaren ilköğretim ikinci kademesine girme sınavları için çalışmaya başlayan ergen daha sonraları da meslek edinmek için kendini üniversite sınavına hazırlanmaya odaklamaktadır. Ülkemizdeki ergenlik döneminde yaşanan arkadaşlık ve romantik ilişkilerin boyutlarının sınav kaygısı ile birlikte daha önemli bir hal aldığını düşünürsek ergenin aslında bu dönemdeki en büyük ihtiyacının ’ güven ’ duygusu olduğunu Ailesinden Gördüğü Şekilde İlişki Kuruyor*Ergenlik döneminde ergenlerin bir kısmı karşı cinse karşı korku ve çekingenlik çekingenliğin sebebi cinsel gelişimle ilgili eksik bilgiden ya da kötü şartlanmaktan, olumsuz akran yada aile ilişkilerinden vb. kaynaklanabilmektedir. Ergene bu durumunun geçici olduğu ve kız-erkek arkadaşlığının korkulacak bir durum olmadığı anlatılmalıdır. Eğer ergen aile içinde bu tarz konuları konuşamıyor ise veya bu konular açıldığında utandırılıyor ise kendisinden utanç duyması kaçınılmazdır.*Bir diğer konu ise aile içinde anne ve babanın birbirlerine olan yaklaşımları. Ergen aile içinde mutlu bir evliliğin temel taşları olan güven ve bireysel farklılıklara değer verme düşüncesini görebiliyor ve hissedebiliyor ise yaşadığı arkadaşlık ilişkilerinde de bunu yansıtacaktır. Örneğin; kız arkadaşına aşırı baskı yapan, emir cümleleri ile iletişim kuran bir erkek, ilişki başlatma ve sürdürme biçimini bu şekilde yorumlamayı nerden öğrenmiş olabilir?Karşı cinsle ilişkiler konusu ebeveynleri kaygılandırıyor Ergenliğin en temel özelliklerinden birisi arkadaş ortamında kendini ispatlama ve sosyal dış çevreye olan bağımlılıklarıdır. Eskisi gibi aile iletişimi güçlü olmayan ergen, kendisine yarattığı bir dünyada ailesinden sıyrılmaya çalışarak, kendini tamamlama çabası içerisine girer. Aileler genellikle bu süreci çok anlamlandırmakta zorluk çekerler, çünkü çocuklarının kendilerinden uzaklaştığını, aradaki bağların koptuğunu düşünen aile kendisini yetersiz hissetmeye başlar ve kızgınlık duygusu ile hareket etmeye genç ergenlerin çabuk etki altında kalmaları, bir arayış içerisinde olmaları, özellikle cinsellik ve karşı cinsle ilişkiler konusu ebeveynleri çok kaygılandırır hatta çocuklarına nasıl davranacaklarını bilemezler. Genellikle de bu kaygı, gençlere kısıtlamalar ve yasaklamalar şeklinde yansır. Aileler bu özel dönemle ilgili ne kadar çok bilgi sahibi olursa kaygıları da büyük oranda aynı yaş döneminde neredeyse dünyadaki bütün gençlerin benzer sorunları yaşadıklarını fark ederlerse, yalnız olmadıklarını düşünecek ve bu dönemi kolayca anlayacaklardır. Ergen bireyin karşı cinsle ilişkilerini de bu bağlamda değerlendirmek, paniğe kapılmadan izlemek doğru olur. Böylece gencin sorular sormasının ve yakın bulduğu ebeveyniyle bir şeyler paylaşmasının yolu açık tutulmuş gerçek kaygılarını dile getiremiyorlarAilelerin yaşadığı yoğun kaygı ve panik, aileleri yanlış tutum ve davranışlarda bulunmaya itiyor. Zaman zaman aşırı kısıtlamalar ve özel alanlara aşırı müdahale etme, karşı cinsle iletişimi engelleme, yasaklar koyma gibi davranışlar gençleri daha güvensiz kılmakta olup, aile içi iletişimin de günden güne kötüye gitmesine neden oluyor. Sonuç olarak, gençler ailelerin gerçekte olan kaygılarını anlayamıyorlar ve gençler daha çok arkadaşlarıyla bu durumu paylaşarak rahatlamaya çalışıyor. Aile içindeki kaygıların nedeni ise gencin başına kötü bir şey geleceği, zarar göreceği ve üzüleceği korkusudur. Anne-babaların bu zorlu süreçte yapması gereken, çocuklarına destek olmak ve onlara ne kadar değerli olduklarını hissettirmektir. Değerli olduğunu bilen, sevilen, önemsenen bir genç, kendisini kanıtlamak için başını derde sokacak tecrübelere ihtiyaç duymayacak ve kendisini korumayı bilecektir. Unutulmaması gerekir ki ergenlik boyunca biriken gözlemler, deneyimler, yapılan yanlışlar ve doğrular bir araya gelerek kişiliğin oluşmasında önemli rol Edilmesi Gereken Hususlar*Çocuklarımıza kendi dönemlerimizdeki yaşadıklarımızı onları şimdiki dönemleri ile kıyaslamayın. Unutmayın.. Aynı zamanda yaşamıyorsunuz..*Çocuklarınızın duygularını yok saymayın. Hissettiklerine değer verip, onları utandırmayın.*Çocuklarınızın erkek arkadaş ya da kız arkadaş deneyimlerini paylaşmaları için onlara güven verin. Duygularını güvendiği kişlere ifade etmeleri onlar için önemlidir.*Çocuklarınızın telefon, bilgisayar… gibi özel alanlarına aşırı müdahale etmek yerine çocuklarınıza gereken önemi ve güveni vermek daha doğrudur.*Karşı cins denince aklımıza geleceğe dair kötü senaryolar üretip çocuklarımızla paylaşmayalım. Her arkadaşlık tehlikeli olmayabilir, tam tersi iyileştirici ve destekleyici de olabilir.*Ergen çocuğunuzun karşı cinsle arkadaşı olduğunu öğrendiğimizde aile bireylerinden gizlenmesi gereken bir şey olmadığını aktarmak önemlidir. Örneğin; Türk toplumunda annelerin kız çocuklarının bu gibi durumlarını babalarından gizlemeleri.. gibi.*Her genç çocuk yaşadığı karşı cinsle olan arkadaşlığından dolayı akademik yetersizlik veya başarısızlık yaşamaz. Bu yüzden, çocuklarınız akademik anlamda istemedikleri sonuçlarla karşı karşıya kaldıklarında sorunu tek bir sebebe bağlı olarak değil, bir bütün olarak ele almalıyız. genellemeye kaçmak istemiyorum ama,bu durum sizi satacağına işarettir... en yakın arkadaştır o ...bir arkadaştan daha yakın kardeş gibi ;belki de bir dost...daha ilkokula gitmeden yan binanıza taşınması sayesinde tanımışsınızdır onu...yeni bir arkadaş gelmiş çocukluğuyla,hemen grubunuza alır,oyunlar oynarsınız...annelere anlatılır bu yeni arkadaş...bi rşekilde anneler de tanışır...sonra babalar falan...yıılar geçer bir de bakmışsınız aynı okuldasınız...hadi kardeş kardeş okula gidin,teneffüslerde birbirinizi yalnız bırakmayın cümleleri eşliğinde,mahalleye gelen o yeni arkadaşla artık okuldan da arkadaş olmuşsunuzdur...dile kolay tam 8 sene hem okul hem mahalle sayesinde ,bir dosluğunda adımı atılır... ama mahalledeki diğer arkadaşlar yavaş yavaş taşınmaya başlar...bir tek o yeni gelen arkadaşla baş başa kalmışsınızdır...hele ki ergen döneminin verdiği o bunalım halleriyle, siz hep birbirinizin destekçisi,can dostu olmuşsunuzdur...onun annesinden birşey gizlenecekse ,ikiniz de gizlersiniz ve o sır ömrünüz boyunca sadece ikiniz arasında kalacaktır... hayat sizi yine biraraya getirir ve bu sefer de aynı liseye düşmüşsünüzdür...bir 3 sene daha beraber yakınen geçmiştir...sonra o arkadaşınız bir hastalığa yakalanır,hastanelerde yatmaktan okula pek uğrayamaz...sizin elinizden ise ona yalnızca dua etmek gelir;bide onun o halini gördükçe hergün ağlamak...ama bu gözyaşları da birgün son bulur ve arkadaş sağlığına kavuşur...gözyaşı dökme faslı tam bitmemiştir ama ...herşey güzel gidiyor derken o en yakın arkadaş hatta dost ve ailesi mahalleden taşınma kararı alır...hem de oturduğunuz yere yaklaşık bir buçuk saat uzaklıktaki bir yere...onun arkasından 1 hafta daha ağlarsınız çünkü mahallede tek başınıza kaldınız;artık hergün olmasa da sık aralıklarla biryerlerde buluşularak görüşebilecektir bu iki yakın arkadaş...çünkü böyle bir dostluğu ayırmaya,hiç birşeyin gücü yetemezdi... lise bitti,artık üniversiteyi kazanma zamanıdır...ikinizde üniversiteyi ilk senenizde kazanamazsınız...sen 2. yılında kazanmışsındır...üniversitenin ilk senesinde,o en yakın arkadaş da dershaneye gitmekte,hayallerini gerçekleştirme peşindedir...siz yine dua edersiniz onun için...ve gün gelir o da kazanır üniversiteyi ama o istanbul da bir okulu kazanmıştır...siz ise ankara da...araya 453 km lik bir mesafe de girse yine kopmazsınız birbirinizden... o sık sık ankara ya gelir siz de tatili onun yanında,istanbul da geçirirsiniz... bütün bu mesafelere rağmen araya giren erkek arkadaş artık o mesafeleri de iyice uzatır;sizi birbirinizden koparır...çünkü siz en yakın arkadaşınızın olur da daha sonra üzülmemesi için kendisini ilk aydan çok kaptırmamasını,ona hemen güvenmemesi gerektiğini söylemişsinizdir...çünkü siz etrafınızda yaşanan olaylardan ve yaşadığınız bir takım olumsuzluklardan bir ders çıkarmışsınızdır ve onu uyarmışsınızdır...çünkü siz o en yakın arkadaşınızın üzülmesini,bir erkeğin arkasından gözyaşı dökmesini istemezsiniz...bu uyarılara sanki biraz bozulur arkadaşınız ve bu durumu erkek arkadaşıyla paylaşır...ama o despot erkek arkadaş bunları duyar duymaz o saf,temiz kalpli arkadaşınızın kanına girer ve onu size karşı kışkırtır...arada kalan arkadaş ise tamamen ilişkileri koparmaz,ama koparmaktan beter yapar...son görüşmenizde anlamışsınızdır ki o en yakın arkadaş artık sizin en yakın arkadaşınız değildir... evet arkadaşım şimdi istanbul dasın ,dün varmışsın oraya ama benim bugün haberim oluyor...kurban bayramında geleceğini söyledin buralara...ama arkadaşım niye haber vermiyosun son kez olsun görüşmemize izin vermiyorsun ...hepsini de geçtim en azından bir mesaj da mı atamıyorsun ben bugün istanbul a gidiyorum diye...sen hiç böyle yapmazdın...bir erkek arkadaş seni nasıl da değiştirmiş...mutlu olmanı temenni ediyorum,hiç üzülmeyesin,o gülen gözlerin hiç sönmesin ama o en yakın arkadaşını sen çok kırdın bee kankam...senin haberin yok ama senin kankan çok üzgün... bir sevgili buldun ama en yakın arkadaşın kaybettin... artık bir "en yakın arkadaş"a sahip olunmadığının göstergesidir. en yakın arkadaşın sevgili bulması ille de sizi satacağı anlamına gelmez. hatta karşılıklı özveri ile bir yakın arkadaş daha edinmenize sebeptir. benim evlenmek üzere olan en yakın arkadaşım, halen en yakın arkadaşımdır ve nişanlısı da artık çok yakın arkadaşlarımdan biri olmuştur. her iki taraf da bencillikten sıyrılıp bir miktar tolerans gösterirse hiçbir şey can sıkıcı olmayacaktır. ayrıca arkadaşın sevgilisinin samimi arkadaşlarıyla beraber bulunacağınız ortamlar sevgili edinme şansınızı artıracaktır. en yakın arkadaşsa ona yakın sevinmek gerekir her türlü durumunu idare etmek gerektirir. gerçek bir en yakın arkadaşsa sevgili buldu diye seni satmayacağı kesindir. kahramanının ta kendisinin siz olduğunuz bir filmi gecikmeli olarak izlemeniz demektir. sevgili olmak, aşk yaşamak ve beraberinde getirdiği dalgalanmalar. isimler değişse de yüzler aynı kaldığından kaygılar da çok fazla değişmiyor. daha önce tecrübe edilmiş bir faaliyet gibi kurallar paylaşılır. daha fenası var.. bkz en yakın iki arkadaşın sevgili olması önceden ikisi de benimle ilgilenirdi.. sabah biriyle denize akşam diğeriyle kokoreç yemeye.. şimdi ne oldu lan? ulan daha da fenası var be sevgilinin sevgili bulması! bir erkin koray şarkısı armağan etmeye değer durum bkz yanma arkadaş yerde bulduysa camiye götürebilir. ama ben karakola götürmesinden yanayım. kaybeden çok üzülmüştür misal. empati kurmak lazım. - o kim lan? + sevgili olm. yerde buldum temin. - karakola götürsene ya. + niye ki. kaybetmeseymiş hem. - günah lan. + bana ne. hem severim ki ben bunu. eğer ortada birden fazla 'en yakın' arkadaş varsa çok daha boktan olabilecek bir durumdur. muhtemelen ne kadar sadık ve iyi bir arkadaşlığınız olsada karşıdaki elemanların tuhaf olduğu faktörü kendini gösterirse ne sizin ne onun elinden bişe gelmez. yakın arkadaş erkekse kız arkadaşı muhtemelen sizi kıskanıp nefret edecektir aranızı alenen bozma girişimi olmasa da elinden geldiğince sizi görüştürmeyecek, birlikte olduğunuzu öğrendiğinde o sebepten değilmiş gibi görünen ama alenen onunla alakalı bir durumdan tribe girecek elemanıda strese sokacak geceyide sikip atıcaktır. en yakın arkadaş hatunsa bulduğu herif kıskançlık damarlarını ortaya serecek ota boka karışacak yapılan bir sürü güzel plana kıskançlıı yuzunden sevgilisini yollamayacak ha olurda hatun şans eseri izni koparırsa kendiside her ortama 'akacaktır'bizimle beraber. en yakın arkadaşlarınız için vbu ilişkilerin buyuk bır cıddıyetı yoksa üç gün sonra siktiri çekerler çekmesıne ama gel gör ki araya sevgi girerse yandın sözlük yandın.. bir de kendi ellerinizle bulmasına yardım edip, ortada kalan siz olduysanız daha şahane bi durumdur. alanın ve satanın memnun olmasından mütevellit ortada kalana kuyruğunu kısıp ortamdan uzaklaşmak yaraşır. o değil de arkadaşlık ne zaman bu kadar basitleşti, bak ben onu atlamışım. bu en yakın arkadaş karşı cins ise ve bu karşı cins olan en yakın arkadaşın ilişkisi de karşı cinsiyle ise, yani en yakın arkadaşın sevgilisi sizinle aynı cins ise durumlar baya bir kötü ve değişkendir. ilk görüşmeler baya bir eğlenceli geçer, sonra bu en yakın arkadaşın sevgilisi olan dallama size kendisini yeterince sevdirdikten sonra, en azından öyle olduğunu düşündükten sonra, gerçek yüzünü göstermeye başlar. yavaştan kıskanmalar başlar, sonra en yakın arkadaşınızın dersleri ağırlaşır ve daha az görüşmeye başlarsınız. yavaş yavaş ertelendiğinizi hissedersiniz daha sonra da baya baya ertelenirsiniz, en sonunda da görüşmeler kesilir. gün gelir bu en yakın arkadaş sevgilisinden ayrılır ve sizi çok özlediğini söyler, hiçbir şey olmamış gibi devam edersiniz. daha sonra da bu en yakın arkadaş yeni bir sevgili bulur ve bu döngü tekrarlanır. sevinmeniz yararınızadır aslında. zira komuşuda pişer bizede düşer mantığından hareket edersek, bir süre sonra sizinde bir sevgiliniz olması muhtemeldir. çünkü arkadaşınızın sevgilisi, kendi ilişkisini kontrol altında tutmak için sizinde kontrol altına girmenizi, bir serseri mayın gibi ortalıkta dolaşmanızı istemeyecektir. yalakalık durumuna göre ilişkinizde belli bir yer edinen abarttığı takdirde uyarılması farz olan kişi. bkz dayaklık adam gayet normal karşılanması gereken bir öpülesi,bağıra mümkünse sevgilinin karşı cinsten en az bir tane çok yakın arkadaşı olmalıdır ki böylece karşı cins gözüyle olaylara bakmasına yardımcı olabilsin. not sevgilinin gerçek arkadaşından bahsediyorum,ona arkadaş ayağı yapandan değil. ha karşı cinsin arkadaş ayağı çakılırsa,duruma el koyulmalı,zararlı böcekler yaşanılan ortamdan uzaklaştırılmalıdır. ayakları yere basan biri olarak sevgililik durmunun geçici arkadaşlığın baki olduğunu kabul edersek yerinde olunmak istenen kişi. muhtemelen sevgiliniz ile aynı ilgi alanlarına sahiptir. bu durumda içinizdeki huzursuzluk iki katına çıkar, ya sizde o arkadaşı için "en yakın aynı cinsten arkadaş" olma başarısını sağlarsınız ya da olaylar "kuş kafesi" filmini aratmayacak şekilde gelişir. hayatta olmayacak bir durumdur bu zamana kadar ki deneyimlerimden yola çıkarak karşı cinsten iyi arkadaşlıklar kurulabilmesi götümü yiyem ikili arasından bir tanesinin düşüncesi tamamen belden aşağısıyla gördüğüm ve da yaşadığım kadarıyla sonuçta ya sevgiliyi bırakacaksın ya da sevgilinin karşı cinsinden arkadaşına yol vereceksin. uyuzun tekidir. bkz tanım hele gelip de sevgilinize "ben seni çok özledim şekerim/canım/cicim/tatlım. uzun zamandır görüşemiyoruz." deyip yan gözle size bakıyorsa ve hatta sevgiliniz de ona benzer şeylerle ona karşılık veriyorsa ikisinin kafasına da balyoz indirip mekandan ıslık çalarak uzaklaşınız. sevgiliyle cinsel ilişkiye girmez, telaşa gerek yok! sevgiliyle başbaşa bırakmak lazım, eğlensinler. o insandan zarar gelmez. aklına bütün gençlik filmlerindeki 10-15 yıllık kankaların iki günde sevgili oluvermesini getirip sevdiceğin paranoya yapmasına ve bunalıma girmesinden başka bir işe yaramayacak olan kişidir. üçüncü tekildir, ne işi vardır orada!! sevgilinin yanlış anlamaması için arana bir mesafe koymanı gerektiğini hissettiğin kişidir. seninle aynı cinstendir ben bunları dövmek istiyordum eskiden, sonra empati kurmaya çalıştım ve geçti. kadınlarla pek anlaşamayan bir insanım, fazla arkadaşım da yok zaten ama erkeklerle takılmayı daha çok seviyorum açıkçası. bu da birçok ilişkimde sorun oldu ve empati kurarak aşmaya başladım durumu. bi kadınla bi erkeğin çok yakın birer arkadaş olabileceğini düşünmüşümdür her zaman. tanım bizim de yakın bir arkadaşımız olabilen. acaba ben gavat mıyım düşüncesi uyandıran arkadaşlık. bunlar kadar sinir bozucu bir şey yoktur gelse dünyada tek kadın canlısının ben olduğu bilincini de gelirler sevgilinize cesitli el kol şakalari yaparlar, hem de siz parmakları alıp... yapamıyosun ama ya karşı cinsten arkadaşı falan olmasın işte kardeş kardeş yaşayalım. 1dünyanın en kıl, en sevimsiz, en çakal insanı gibi gelir. gibi gelir dedim ama nezaketten. yoksa az bile söyledim ibneye. 2bi sorun teşkil etmeyen insandır. ha sevgilinize güvenmiyorsanız orası ayrı. 60568 galaxi90 9 yıl önce 3"görürsün. demişti dersin. yavşak o." ile sonlanan tartışmalara sebep olan kişidir. Yazık garibimin kendine ne sıfatlar yakıştırıldığından haberi de yoktur. * 4"ben sana değil, ona güvenmiyorum canım." 5kolay kolay sevilemeyen, aynı ortamdayken hep acımasız bakışlar altında olandır 6çivili sopayla dövülesi insan... bi de hep senin orda olmadığın zamanlarda olmuş olaylardan konu açmaya çalışır..yavşaak 60616 ayiboan 9 yıl önce 7ibnedir

sevgilinin karşı cins yakın arkadaşı